NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      TÜRKİYE GERÇEĞİ



      KORKUNUN ÇIKARCILIĞIN KURNAZLIĞIN EGEMEN OLDUĞU TOPLUMLARDA ONUR ÇİÇEKLERİ DE SOLAR



      TÜRKİYE GERÇEĞİ

      30/6/2009 - GÜNEŞ

      Kategori: Günlük
      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      3/6/2009 - HERŞEY SENDE GİZLİ(CAN YÜCEL)

      Kategori: Can Yücel

      HERŞEY SENDE GİZLİ

      Yerin seni çektiği kadar ağırsın
      Kanatların çırpındığı kadar hafif..
      Kalbinin attığı kadar canlısın
      Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
      Sevdiklerin kadar iyisin
      Nefret ettiklerin kadar kötü..
      Ne renk olursa olsun kaşın gözün
      Karşındakinin gördüğüdür rengin..
      Yaşadıklarını kar sayma:
      Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

      Ne kadar yaşarsan yaşa,
      Sevdiğin kadardır ömrün..
      Gülebildiğin kadar mutlusun
      Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
      Sakın bitti sanma her şeyi,

      Sevdiğin kadar sevileceksin.
      Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
      Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
      Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
      Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
      Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
      Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
      Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
      Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
      Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
      Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
      Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

      İşte budur hayat!
      İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
      Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
      Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
      Çiçek sulandığı kadar güzeldir
      Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
      Bebek ağladığı kadar bebektir
      Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
      Sevdiğin kadar sevilirsin...

      CAN YÜCEL

      3 YorumYorum yaz!Bağlantı

      3/6/2009 - MAL BEYANIM (CAN YÜCEL)

      Kategori: Can Yücel


      MAL BEYANIM


      Avşa adasında üçdaire,dört üçgen,beş dikdörtgen
      Gökyüzünde bir bulut
      Bitlis'te beş minare
      Biri yazlık,biri kışlık iki platonik sevgili
      Büro mobilyası ve çelik kapı üreten bir fabrikanın öğle üzeri yaslanıp sigara içilen beyaz duvarı
      Islıkla da çalınabilen dört anonim türkü
      Palandökende bir palan,iki döken
      Kastamonuda üç kasto
      Üç fay hattı
      Bir çarşamba,iki perşembe,üç cuma
      Denizde kum
      Uzayda yerçekimsizlik
      Bir çuval şarap kapağı
      Bir kibrit kutusu sigara izmariti
      Onsekiz saç biti
      Biri İngilizce altı adet küfür
      Bir sürü saç,kıl,tüy
      İki büyük taş kütlesi
      Bir sürü kedi köpek
      Bir adet ağaç gölgesi
      Bir Marmara Denizi
      Camına yaslanıp seyredilen iki piliç çevirmeci
      Çalıp çalıp kaçılan beş melodili kapı zili
      Nakit 15 kuruş
      Anne babadan kalma yarısı yaşanmış bir ömür''


      Can Yücel

      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      6/5/2009 - 6 MAYIS 1972 - 6 MAYIS 2009 ÜÇ CAN

      Kategori: Deniz Gezmiş




      Açlığın çıplaklığın acısı mı genişliyor,
      Dalları meyvaya çağıran rüzgar mı?
      Dalgın bir kuşun ötüşünden
      Sevdiğinin kalbine düşen aşık mı..
      Yağmuru emen toprak mı derinleşiyor.

      Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme.
      Halkın gözlerini dolduran çizgilere,
      Umudu mu çağırmalıyım.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
      Sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların.
      Gidiyor,
      Öfkenin haykırışları.
      Yasalarıyla gidiyor kahredişin,
      Zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor.
      Toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil,
      Azarlanmış çocukların kederiyle değil,
      Doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
      Ölümü donatan arkadaşlarım.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
      Durutarak gündüzleri geceleri.
      Durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
      Damıtıp sevdalarına.
      Neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlar.

      Bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar,
      Özgürlüğün borcu mu ödeniyor.
      Yaralar mı açılıyor yoksulluğa,
      Ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre,
      Birer rüzgar uğultusu bırakarak yanan ateşe.

       
      Nihat Behram



      MARE NOSTRUM

      En uzun kosuysa elbet
      Turkiye'de de devrim,
      O, onun en guzel yuz metresini kostu,
      En sekmez luverin namlusundan firlayarak ...
      En hizlisiydi hepimizin,
      en once gogusledi ipi...
      Aciyorsam sana anam avradim olsun
      ama ask olsun sana cocuk,
      ask olsun.
       
      Can Yücel


      ÜÇ CAN ÜÇ YÜREK YATTIĞINIZ YERDE RAHAT UYUYUN ATATÜRK İLKE VE İNKİLAPLARINA UYAN GENÇLİK SİZLERİ ÖRNEK ALARAK SİZLERİN YOLUNDA İLERLEMEYE DEVAM EDİYOR .FİKİRLERİNİZ VE DÜŞÜNCELERİNİZ BU GÜNLERDE DE YAŞIYOR YAŞATMAYA DA GELECEK NESİLLER DEVAM EDECEKTİR...

      TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN 

      NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE  
      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      6/5/2009 - ATATÜRK'ÜN ULAŞMAK İSTEDİĞİ HEDEF İLKELERİ

      ATATÜRK'ÜN ULAŞMAK İSTEDİĞİ HEDEF İLKELERİ

      Ulusal Egemenlik

      "Ulusal egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karşısında zincirler erir, taç ve tahtlar batar yok olur. Ulusların tutsaklığı üzerine kurulmuş olan kurumlar her tarafta yıkılmaya mahkumdurlar." ( 1924 )

      Ulusal egemenlik; dışa karşı özgür ve bağımsız yaşamayı, içeride ise ulusun kendi kendini yönetme esasına dayanır.

      Prof. Dr. Hamza Eroğlu, ulus ve egemenlik kavramlarını; "Ulus, kendisini oluşturan kişilerin toplamından farklı ve ayrı olarak onların bir sentezinden ortaya çıkmış bağımsız bir kişiliktir. Egemenlik ise ulus denilen varlığın, toplumun genel iradesidir. Bu irade üstün iktidar ve güç olarak ulusa aittir. Egemenlik, ilâhi iradeye dayanmaktadır. Ulus iradesi ise, bireysel iradelerin biraraya gelmesinden, kaynaşmasından, sentezinden oluşmuştur. Bu itibarla ulusal egmenlik, ulusun bölünmez iradesidir." diye tanımlamaktadır.

      Türk Ulusu, kendisini oluşturan bireylerden ayrı bir manevi kişiliğe sahiptir. Türk Ulusu denilen bu manevi kişilik ve onun "ulus" sözcüğü ile ifade olunan kendisine has bir iradesi vardır. Ve bu ulusal iradedir ki, ifadesini ulusal egemenlik prensibinde bulmaktadır.

      Türk Ulusu'nun yüce kişiliğine yaraşan ve onun özgür yaşama isteğini en güzel şekilde ifade eden bu düşünceyi Atatürk, "Hakimiyet bilakaydışart (kayıtsız şartsız) milletindir." demiştir. Bunun anlamı şudur:

      Egemenlik denilen kuvvetin hiçbir bağımlılık, hiçbir taksim, hiçbir eleştiri, hiçbir sınıf kabul etmeyecek şekilde ulusa ait oluşudur.

      Atatürk'e göre; "Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüksek eşitlik ve adaletin devamlı şekilde sağlanması ve korunması ancak ve ancak tam ve gerçek manasıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasına bağlıdır. Bundan ötürü özgürlüğün de, eşitliğin de dayanak noktası ulusal egemenliktir."

      Ulusal Bağımsızlık

      "Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben, ulusumun ve atalarımın en değerli miraslarından olan bağımsızlık aşkı ile yaratılmış bir adamım."

      Atatürk ulusçuluğunun temelinde yatan bir kavram, "tam bağımsızlık" düşüncesidir. Türkiye'de bağımsızlığa dayanmayan ulusçuluktan söz etmek elbette yetersizdir. Bu konuda Atatürk: "Tam bağımsızlık denildiği zaman doğal olarak siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel ve diğer hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde bağımsızlıktan yoksun kalmak, ulus ve ülkenin gerçek anlamıyla bütün bağımsızlığından yoksun kalması demektir."

      Ulusal Birlik ve Beraberlik

      "Türk Ulusu, ulusal birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir."

      Ulusal Birlik ve Beraberlik, Türk Ulusu'nu oluşturan insanların birbirlerini seven, birbirlerine inanan ve güvenen yurttaşlar olarak yurdun ve ulusun yükselmesi amacı etrafında toplanması demektir. Kurtuluş Savaşımız ulusal birlik gücümüzün tılsımından kuvvet bularak başlamış, gelişmiş ve kesin zafere ulaşılmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarından itibaren Atatürk'ün üzerinde durduğu konulardan en önemlisi "Ulusal Birlik" ilkesidir.

      "Biz esasen ulusal varlığın temelini, Ulusal Şuurda ve Ulusal Birlik'te görmekteyiz." ( 1936 )

      Yurtta Barış - Dünyada Barış

      "Eğer sürekli barış isteniyorsa insan toplumlarının durumlarını iyileştirecek uluslararası önlemler alınmalıdır. İnsan toplumlarının mutluluğu, açlık ve tazyikin yerine geçmelidir. Dünya yurttaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde eğitilmelidir." ( 1937 )

      Atatürk 20 Nisan 1931 günü, seçimler dolayısıyla Türk Ulusu'na bir bildiri yayınlamıştı. Dünyanın da yakından izlediği bu bildiri, kendisinin 1931 yılına kadarki düşüncelerini, işlem ve eylemlerin ileriye dönük yüzünü açıkladığı kadar, dünya ulusları için de yol gösterici bir nitelik taşıması bakımından tarihi bir belgedir. Bu bildiride ifadesini bulan "Yurtta Barış, Dünyada Barış için çalışıyoruz" tümcesi, sadece o yıl için söylenmiş bir söz değildi.

      Musatafa Kemal mavi gözlerini Ege'nin ötesine çevirerek: "Yunanistan'la nasıl dost olacağımızı düşünüyorum. Savaş bitti. İki yakın komşu düşmanca yaşayamayız. Dostluk ilişkilerini başlatmak için nereden başlamalı diye düşünüyorum." demiştir. ( İşte sevgili dostlar, bugün bile hâlâ düşman olduğumuz Yunanistan ile büyük acılar yaşadığımız Ağustos depremini vasıtasıyla bir birliktelik kurduk. Atatürk bunu 1923 yılında görmüş ve Yunanistan ile dost olmamızın gerekliliğini o zamanlarda görmüştür.)

      Çağdaş Uygarlık Düzeyine Ulaşmak

      "Uygarlık öyle kuvvetli bir ışıktır ki, O'na aldırış etmeyenleri yakar ve yok eder."

      Atatürk için asıl amaç "Çağdaş Uygarlıktır." Uygarlık kavramı, Atatürk'ün bütün fikir ve eylemlerinin hareket noktası olmuştur.

      "Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz devrimlerin amacı, Türkiye Cumhuriyeti'ni, halkını tamamen modern ve bütün anlam ve şekilleriyle uygar bir sosyal toplum haline ulaştırmaktır."

      Müspet Bilimin Rehberliği

      "Benim manevi mirasım ilim ve akıldır. Benden sonra beni izlemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse manevi mirasçılarım olurlar."

      Üstün zekâ ve dehasıyla kurduğu Cumhuriyetimizin en kısa zamanda çağdaş uygarlık düzeyine yükseltmesinin, bilimin öncü ve yol göstericiliğiyle mümkün olabileceğini göstererek "Hayatta en hakiki mürşiti, ilim" kabul eden bir yöntemle, bilime büyük değer vermemizi ve ondan gereği gibi yararlanmamızı istemiştir.

      KAYNAK : www.tekadamdevrimi.com

      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      1/5/2009 - 1 MAYIS İŞCİ BAYRAMIMIZ

      Kategori: Günlük

       
      İŞCİ BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      23/4/2009 - EY SAMİMİ MÜSLÜMAN ( CEM YAĞCIOĞLU)

      Ey samimi Müslüman!

      Eee, çakal şehre indi artık! Bundan sonra olacakları kimse tahmin edemez. Ama buradan kendini Müslüman diye tanımlayanlara (sözde Müslüman) birkaç sözüm olacak.

      Ben bir Kemalist devrimci olarak…

      ABD’nin ılımlı İslam denen zırvalarına karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; tüm Amerikan üslerine karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Irak’ta milyonlarca Müslümanı katleden ABD’ye dümdüz gidiyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; memleketimi peşkeş çekenlere de dümdüz gidiyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; AB denen zırva birlikteliğe sonuna kadar karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; etrafında binlerce aç varken hacca gidenlere de karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; onurlu yaşamayı tam bağımsızlık olarak alıyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ne diyorsun?

      Sessiz kaldın…

      Ben; NATO üslerine de karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Türkiye Cumhuriyeti’ne ilelebet bağlı kalacağıma ant içtim!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Hz. Muhammed’e küfredenlere küfürlerini iade ettim!

      Ya sen Müslüman?

      Sen değil belki ama senin adam sıfatı verdiğin ağababaların hemen ertesinde Papa’nın elini öptüler… Ben “lanet olsun” dedim!

      Ya sen Müslüman?

      Bu ülkede yaşayanlara tek bir sözümüz var: “Herkes ayağını denk alsın!” Türkiye Cumhuriyeti’ne kastı olan her kim ise bilmelidir ki; mevkii ve konumu ne olursa olsun, ister Müslüman, ister Hıristiyan olsun fark etmez, herkesin inancı kendine… Ama herkes bilmelidir ki; bu ülkenin sahipleri bir gün hiç umulmadık bir anda çıkagelir ve ihanetin hesabını sorar!

      Buradan alenen söylüyorum; Anadolu’daki Müslümanlığı Haçlılardan koruyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatan her kim olursa olsun şerefsizin önde gidenidir ve kesinlikle Müslüman değildir.

      Aksini iddia eden varsa alnını karışlarım!

      Ey samimi Müslüman!

      Biz devrimciler öyle yalvarmayı filan beceremeyiz. Ama şimdi kendimle çelişip sana yalvarıyorum; ne olur şu din bezirganlarından kurtar kendini!

      Bak benim için değil ve hatta ülken için de değil!

      Allah için…

      Allah ile aldatanlardan kurtulduğun gün, gerçek Müslüman olduğun gün olacaktır.

      İşte o gün ne mutlu sana...

      Bugün bu ülkede dini inançlarının gereklerini yerine getirenlerle kimsenin bir alıp veremediği yok aslında. Yalnız gerçek Müslümanlar anlamalıdır ki; bu günler itibariyle onların yanındaymış izlenimi veren eski dönme-dolaplar, aslında İsrail uşağı ajanlardır. Bunu benim söylüyor olmam bazılarına tuhaf gelebilir belki, ama durum tamamen budur.

      Dini paraya tahvil eden bezirganlar ortaklığının ulaştığı çıkar birlikteliği aslında dinler üstü bir yapılanmanın ürünüdür. Sözün özü; dini ne olursa olsun tüm insanlık aynı takiyye ile karşı karşıyadır. Allah ile aldatılmak! Yaşar Nuri Hoca’nın dediği gibi...

      Siz sanıyor musunuz ki Amerikalı bir Katolik aldatılmıyor?

      Ya da Yunan Ortodoks!..

      Bu şeytan ortaklığının temelinde yatan tek şey var; o da para!

      Yani güç.

      Dinde tartışma yoktur!

      Bunu iyi bilen sahtekar ve işbirlikçi taife cahil halkın dini duygularını öyle güzel okşuyor ve ona öyle samimi bir görüntü çiziyor ki, bu yanlıştır ya da böyle bir şey yoktur dediğinde din düşmanı oluyorsun onların gözünde.

      Amerika’larda saltanat süren bir hacı efendiye sen Müslüman olarak; “Ey hacı efendi, onca Müslüman ülke dururken Müslüman katili bir ülkede ne arıyorsun?” diye soramıyorsan, kalkıp bana veya bir başkasına ahkam kesmeye çalışma! Onca Iraklı yetim hesap soracak günü geldiğinde, sakın unutma!

      Bu olacak, bundan kaçış yok. İnsanlık onuru bir gün tüm bunların hesabını soracak.

      Bakalım o zaman ey Müslüman; sen ne cevap vereceksin?

      Cumaları hiç kaçırmadan, en öndeydin!

      Beş vakit namaz da kıldın!

      Bağıra çağıra hacca da gittin!

      Yetmedi bir daha gittin!

      Başını mı?

      Rahibeleri kıskandırırcasına örttün!

      Yetim sana soracak: “Ey benim dinimden olduğunu söyleyen sahtekar, bu zulme neden göz yumdun? Neden seyirci kaldın? Ve neden Müslüman katilleriyle aynı sofrada yer aldın?”

      Aynı sofradaydın ama içki değil portakal suyu içtin değil mi?

      Bravo sana büyük Müslüman!

      Zaten Müslümanlık da bu olsa gerek!

      Sen yemene içmene devam et.

      Beğenmediğin devrimciler, sindiremediğin Kemalistler yine ezilenlerin yanında, yine işgallerin karşısında. Katline göz yumduğun Müslüman kardeşlerini biz savunuruz, sen de haccına gidersin paşa paşa.

      Ya soruyorum sana ey ahmak: “Kimi kandırıyorsun, söyler misin bana? Onca Müslüman kanı akarken...”

      Yatacak yeriniz var mı acaba sizin?

      Tarihe bakıyorum, yoksunuz!

      Söyler misiniz bana, kimsiniz siz?

      Kimsiniz siz?

      Müslüman olduğunuzu söylüyorsunuz, eyvallah! Peki sizinle aynı dini paylaştığını söyleyen insanlar birer birer değil milyon milyon katledilirken siz ne yapıyorsunuz a kuzum?

      Onca aç varken soruyorum size: “Ey kendini bilmez ama kendini evliyagillerden sayan sahte molla kılıklı şeytan taşlayıcıları, bela mısınız siz bu milletin başına?”

      İşte tüm bunların farkına varmak için tek bir şeye ihtiyaç var: Bilinç!

      Çok şey bilmenize, yüzlerce kitap okumanıza gerek yok. Şayet biri gelip en değer verdiğiniz şeyi satmanızı söylüyorsa, bilin ki o kişi sizin dostunuz değildir. İşte bilinç tam da budur.

      Köyünüzün meydanını satmaya kalksalar, kıyameti koparırsınız.

      Koca memleketi sattılar, kılınız kıpırdamadı.

      Kitaba baktım, böyle bir şey yazmıyor!

      Vallahi de billahi de yazmıyor.

      Sizi her zaman Mustafa Kemal kurtaramaz, azıcık da siz gayret edin artık!

      Yani demem o ki; işbirlikçilerden uzak durun yeter, gerisini biz hallederiz, her zamanki gibi…

      Sonra yine bizim için ileri geri konuşursunuz, yeter ki memleket bize kalsın…

      Canımız acıyor, bilmem anlatabiliyor muyum…

      Ey halkım, bizim tek bir düşmanımız var; o da işbirlikçi vatan hainleridir. Bunu iyi belleyin.

      Bugün bu ülkede laik-Müslüman diye bir ayrım yoktur. Olduğunu iddia edenler, bizi AB’ye şikayet eden işbirlikçilerdir. Aldanmayın onların sahte gözyaşlarına; timsah kadar acımasız oldukları, yaptıkları kan ortaklıklarıyla tescil edilmiştir.

      Ama inanın bana, bir gün öyle bir balyoz inecek ki tepelerine, olmayan feleklerini bile şaşıracaklar…

      Ey Müslümanlar; memleketinize sahip çıkın; yoksa İsa size sahip çıkacak.

      Aklınızı başınıza alın!

      Bir devrimci size ancak bu kadar tüyo verir; kıymetini bilin.

      Vatan nedir bilir misiniz?

      Sizin namusunuz!

      Namus olmadan ne din olur ne de başka bir şey.

      Aklınızı başınıza alın! 

      CEM YAĞCIOĞLU 

      1 YorumYorum yaz!Bağlantı

      23/4/2009 - ADD GENEL MERKEZİ'NİN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI AÇIKLAMASI

      ADD GENEL MERKEZİ'NİN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI AÇIKLAMASI




      Sevgili Atatürkçüler!

      Bugün 23 Nisan, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun!

      89 yıl önce TBMM'nin kurulması, kısa bir süre sonra Padişahlığın ve
      Halifeliğin kaldırılması yönünde büyük bir adım olmuştur. Biz
      Atatürkçüler olarak çağcıl (modern) bir toplum olmak istiyorsak
      Padişahlık ve Halifeliği kaldırmanın yeterli olmadığını, onun
      altyapısı olan ve Türkiye'de Karşıdevrimi sürdürmekte olan şeyhlik ve
      ağalık düzeninin de, yani ortaçağın da son bulması gerektiğinin
      bilincindeyiz. Çağcıl olmanın yolunun Atatürk Devriminden başkası
      olmadığını, Atatürk Devriminin şıklık yada hoşluk olsun diye
      yapılmadığını, Türkler bir daha Sevr ile karşılaşmasınlar, Anadolu ve
      Doğu Trakya'da huzur içinde yaşamaya devam edebilsinler diye
      yapıldığını biliyoruz. Bu bilinç olduğu sürece Türkiye Cumhuriyeti
      varlık ve canlılığını koruyacaktır.

      Atatürk'ün bu anlamlı günü Çocuk Bayramı yapması O'nun insancılığının
      (hümanizminin), zarafet ve uzak görüşlülüğünün sonucudur. Çünkü
      çocuklar geleceğimizdir. Çocuklar sevgi ve kültür ortamında en iyi
      biçimde yetişmelidirler. Baskılar, korkular onlardan uzak olmalıdır.
      Ne yazık ki Karşıdevrim ikinci yolu yeğlemekte, çocuklarımızı
      yetiştirecek olan öğretmenlere, genel olarak da çağcıl eğitime üvey
      evlat muamelesi yapmaktadır. Atatürkçüler olarak eğitim, kültür,
      bilim, sanat düzeyimizi yükseltmek için her türlü çabayı göstermek
      zorundayız.

      Ne yazık ki sevinçli olmamız gerek bu yıldönümünde örgütümüzün Genel
      Başkanı Şener Eruygur ve Genel Başkan Vekili Mustafa Yurtkuran ve daha
      nice aydınlarımız, Atatürkçüleri hedef almış gözüken ve hukuk dışı
      yöntemlerle yürütülen bir soruşturmanın kapsamına alındıkları için
      sevinemiyoruz. Soruşturma sürecinde Genel Başkanımız sağlığını
      yitirmiş, Genel Başkan Vekilimiz ise tutuklanmıştır. Bu yıldönümünde
      herkese sesleniyoruz: Hukukçu ve uygar insanların asla kabul etmediği
      bu haksızlıklar ve zalimce muameleler, Atatürkçülere yaşatılmak
      istenen bu kabus derhal son bulmalıdır.

      Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun!


      ADD Genel Merkezi

      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      23/4/2009 - 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI


      0 YorumYorum yaz!Bağlantı

      5/3/2009 - SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜM

      Kategori: Video
      2 YorumYorum yaz!Bağlantı

      <- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

      Hakkımda

      TÜRKİYE GERÇEKLERİ TÜRKİYEDE YAŞAMAK TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

      Bağlantılarım

      Ana Sayfa
      Profilim
      Arşiv

      Kategoriler

    • Ahmed Arif
    • Ahmet Taner Kışlalı
    • Ahmet Telli
    • Cahit Sıtkı Tarancı
    • Can Yücel
    • Cem Yağcıoğlu
    • Deniz Gezmiş
    • EFE ALİ
    • Faruk Nafiz Çamlıbel
    • Fatih Kısaparmak
    • Günlük
    • Haber
    • Hasan Hüseyin Korkmazgil
    • Karl Marx
    • Kastamonu
    • M.KEMAL ATATÜRK
    • Mithat Cemal Kuntay
    • Mizah
    • Nazım Hikmet
    • Neyzen Tevfik
    • Rıfat Ilgaz
    • Sabahattin Ali
    • Sağlık
    • Siyaset
    • Ulaş Bardakçı
    • Uğur Arslan
    • Video
    • Yusuf Hayaloğlu
    • Yılmaz Erdoğan
    • Yılmaz Güney
    • Yılmaz Odabaşı
    • Şiir






    • KIZIL KARANFİLLER

      Yayılıyor dalga dalga
      Aşarak mapus duvarın
      Direnişin sesiydi
      Gök gürlemesiydi
      Kolkola kenetlenmiş neferi
      Yürüdüler en ön safta
      Kucaklayarak ölümü
      Teslim olmadılar
      Geri durmadılar
      kararımız kesindir dedile
      Kaydı dört yıldız art arda
      Yararak yoz karanlığı
      Dimdikti başları
      Yiğit yoldaşların


      TÜRKİYE


      ÜÇ YİĞİT YÜREK

      Bizim harmanlarımız masmavi olur
      Buğdayımız başağımız denizdendir
      Deli rüzgarlarımız devrimden eser
      Gece korkar öfkemizdendir
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hemde çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek
      Kapkara bir gecede yanar barikatlar
      Gümbür gümbür çarparken üç yiğit yürek
      Kavganın rengidir kızıl dere
      Özgürlüğün günü artık gel
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hem de çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek


      TÜRKİYE


      ÜLKEM

      Bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      ama düşlerde bile
      hep hüzünlü hep ölümlü türkülerde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      adını koyamadığım
      yaşayamadığım ülkem
      yıldızlar kadar uzak
      yine yıldızlar kadar yakın
      ve ağlamak kadar içimde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      senin için dağları yıkacağım
      koşacağım rüzgarlara inat
      şafak vakti çıkacağım dağlarına
      ve uğrunda öleceğim ülkem
      sana döneceğim ülkem
      sürgündeki çocukların
      demircinin çıraklarıyla döneceğim
      ve adını koyacağım
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm"


      TÜRKİYE


      EYLEM GÜZELİM

      Nice Ölümler Yaşadık Gülümseyerek
      Yürek Direttik Barikatlarda
      Gözlerini Aradık Sevgilinin
      Eylem Seslerimiz Yankılandı Dağlarda
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      Hükümlü Sohbetlere Adın Yazılsın
      Varsın Dağlı Desinler Ardından
      Yüreğinde Direncinin Baharın Yeşert
      Yıkılsın İçindeki Yılgınlığın Ateşi
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      İşte Zamanı Geldi Ayrılmaların
      Susma, Bir Gerilla Gibi Dimdik An Beni
      Yüreğim Yıldızlaşan Yumruğum Benim
      Direnç Gülü Oldun Sen Gökyüzünde
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak


      TÜRKİYE


      RÜZGARLA BİR

      Hangi Günün Gecesidir
      Yazı Kışta Bulan Bilir
      Gün İçinden Görünmeden
      Günü Suya Salan Bilir
      Dağlar Düze İner Birden
      Aşkı Sonsuz Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Göl Göl Olur Damda Biri
      Çentik Atar Günlerine
      Sel Sel Olur Diğerleri
      Güneş Güler Tenlerine
      Biri Bine Döner Birden
      Yolu Yakın Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Rüzgar Çocuk Sesleriyle
      Mavi Bir Düş Kurar Gökte
      Sözde Türkü Dalda Çiçek
      Olur Açar Her Yürekte
      Gözden Perde İner Birden
      Düşü Gerçek Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir


      TÜRKİYE


      SENİNLE BİZ

      Ötekilere bıraktık
      Güneşi karşılamayı
      Nasıl, nasıl ama nasıl isterdik
      İsterdik biz de yaşamayı
      Erken öleceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Madem ki biz Partizanız
      Zincirinin halkasıyız
      Erken ölceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Anımsar mısın seninle
      Gece nasıl vedalaşmıştık
      Silah sesleriyle yüklüydü gece
      Nasıl heyecanlıydık nasıl
      Kulağımız yüreğimizde


      TÜRKİYE


      DENİZ KOYDUM ADINI

      Nerde kendini bilmez çocuklar,
      Bir sabah öylece çekip gittiler,
      Çınladı alkışlar kör sokaklarda,
      Yankısı kime kaldı?
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Acın surlarında ateşler yaktım,
      Vuruldu şehirler, soluksuz kaldı,
      Kendine çekildi bütün zamanlar,
      Gölgeler orda kaldı.
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü;
      ölümün acımasızlığı her zamankinden beter..
      Gidenler, gelenler, düşenler..
      Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar,
      Düştuk yola, güzel şeyler bulmak umudu ile,
      Işıkları ile büyük şehirler yol oldu bize,
      İz sürdük yalnızlığa..


      TÜRKİYE


      SEVDA TÜRKÜSÜ

      Adın deler dağ başında karları
      kokun aşar dereleri yarları
      çiçek çiçek kuşatırsın
      dağları telli duvak
      dağları mor salkımlı dağları
      dağları güneş güneş
      dağları...
      sevmek demek kavga demek bilirim
      türkü türkü şiir şiir soylerim
      senden uzak yaşamayı neyleyim
      özlem özlem
      yasak yasak
      neyleyim
      yaprak olur savrulursun yellerde
      destan olur soylenbirsin dillerde
      damla damla suzulursun gullerde
      ozlem ozlem
      gullerde
      sevda sevda
      gullerde...


      TÜRKİYE


      BİR GÖRÜŞ KABİNİNDE

      Ne kadar da ufalmış bedenin
      gözyaşıma sığdın sen
      açlık mı yemiş ömrünü yavrum
      al sütümü iç kızım
      saçların beyazına mı
      sakladın alevini
      yoksa güneş sende mi batıyor
      batıyor geceleri
      eriyen bedenimi düşünme
      göğü giydim üstüme
      yüzünü asma kederine anam
      yiğitler bitmez bizde
      bir ateş olup yaksa da gidişiniz
      analar biter mi
      ölüm toplasa da çiçekleri
      çiçekte tohum biter mi


      TÜRKİYE


      SİZ ÖGRETTİNİZ

      Yaşamak ne, ölmek ne,
      Zulme boyun eğmemek ne
      Eşit özgür bir hayatı
      Zindanda savunmak ne
      Siz öğrettiniz...
      Onur ne, adalet ne
      Halkını, yurdunu sevmek ne
      Ölümün koynunda umudu
      Can vererek büyütmek ne
      Siz öğrettiniz...
      İnanmak ne, bağlanmak ne
      Sosyalizme adanmak ne
      Gün gelince vatan için
      Kahramanca dövüşmek ne
      Siz öğrettiniz...


      TÜRKİYE


      ÖLÜMSÜZ

      Biz ki en sağır kulaklara sevdalar fısıldardık
      sabah serinliği taşırdı ezgilerimiz
      kan uyku infazlar için kapılar çaldığında
      burçlarımızda kefenleri kana bulayıp
      kollarına sardık rüzgarın
      ölüm çaresiz kalıp çığlıklar attı arkamızdan
      o büyük sevdayı bu kadar umutlu
      bu kadar namuslu taşımak için
      tereddüt etmedik eğilmedik
      kanımızla yazılacaktı umudun şiiri
      adını koymuştuk özgürlüğün
      bir kez çıkmıştı ağzımızdan söz
      ve biz pimi çekilmiş yürekle
      dalmıştık karanlığın ortasına
      dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat
      ve düşerken
      özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda


      TÜRKİYE


      SEVGİ KUŞUN KANADINDA

      Sevgi gözümün kökünde yavrucuğum
      Sevgi ne göğün yüzünde
      Sevgi ne yerin dibinde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda
      Ölüm denizin kıyısında anacığım
      Ölüm göğün yüzünde
      Ölüm yerin dibinde
      Ölüm dişimin kovuğunda
      Ölüm soluk alışımda
      Ölüm başucumda
      Sevgi ırak değil içimizde sevdiceğim
      Sevgi soluk alışımda
      Sevgi ırak değil içimizde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda


      TÜRKİYE


      DAĞLAR ATAMADIM SEVDAMI

      Ne güneş yüzü gördüm
      Ne de gökyüzü gördüm
      Derde düştüm beter oldum heder odum ben
      Laf anlamaz söz dinlemez oldu gönlüm
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar sevdamı söküp söküp atamadım ben
      Güne gün ömre ömür
      Gün gelir gece çürür
      Tomurcuklar ve çiçekler
      Düşer ardına yürür


      TÜRKİYE


      BİLMELİSİN

      Bu yol bizim yolumuzdur
      Gidip geri dönmemek var
      Kalanlarla yola devam
      Umut bizim ışığımız
      Sıra kimde belli olmaz
      Ümit bizim ışığımız
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok
      Sana hoşçakal diyemem
      Ama şimdi gitme vakti
      Yüreğimde çanlar vurur
      Kalbim sökülüyor sanki
      Yüreğinde hasret biter
      Ümitsiz olma yeter
      Gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var
      Bu bir veda şarkısıdır yüzüne el sürmemek var
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik


      TÜRKİYE


      HASRET TÜRKÜSÜ

      Uzundur bu yollar
      Giderim gözüm kara
      Sanmaki dönmem sana
      Beni bekle...
      Seni ben alam..!
      Olaki vurulmuşum
      Senden beterim yalnız...
      Vurulmuşum dağ başında
      Nöbetteyim...
      Sevdalı..!
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim...
      Vurulmuşum besbelli
      Dolanmışım yar beline
      Bir türkü tutturmuşum
      Ağlamaklı hasrete ...
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim..!


      TÜRKİYE


      EYLÜL

      Beni çoktan aştı bu acı
      düştü yüzümden bin kahır
      oturup düşünüyorum
      darbelerin tozunu
      yaşadım diyorum ya ben sana
      birikiyor umutlarım
      kaldı tortuları
      en güzel anıların
      eylül geçmiş kapımızdan
      süpürmüş kalıntılarını ışıkların
      o güneş parlıyor hala
      ay yine bizim


      TÜRKİYE


      ALDI GİTTİ

      Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam
      Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam
      Bir çift turnaya benzerdi gözleri
      Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım
      Aldı gitti neyim var neyim yoksa
      Kalanlarsa yalım yalım yangınsa
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok, hasrete yanacak ömrüm
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok acıyla yanacak gönlüm
      Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda
      Yarla baharımı kışlara gömdüm
      Eğdim dağ basımı onun önünde
      Yetmedi ardından bakar ağlarım


      TÜRKİYE


      ACIYA GÜLMEK

      Öpüyorsam ayrılığı gözünden
      Söküyorsam yüreğimi göğsümden
      Geçiyorsam gözlerinin içinden
      Geçiyorsam bir çiçeğin özünden
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
      Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
      Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
      Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Karşılıksız sevebilmekse sevda
      Gerçek seven küle dönmüş her çağda
      Elim kolum bağlanmışsa kıyında
      Seydunayım gebermişsem kıyında
      Sana olan sevdamdandır bilesin


      TÜRKİYE


      ÖMÜR GÖZ

      Sen gittin ömrüm boşaldı
      ağzımda dilim yandı
      elim dizim kırıldı
      ömür gözlü cerenim
      eylül de bitti gidince
      şiir de itti hüzün de
      içim çürüdü gizlice
      ömür gözlü sevdiğim
      gönlüme saz ol
      dilime söz ol
      ömrüme yaz ol
      ömür göz, cerenim, ömür göz
      bahçeme bağ ol
      sineme tar ol
      gel mene yar ol
      ömür göz, sevdiğim, ömür göz"


      TÜRKİYE


      GÜNÜN İLK IŞIĞI

      Günün ilk ışığı vurunca dağlara
      Soluğun alırım rüzgarlardan
      Açarım kanatlarım buğulu bir mavzerden
      Dolu dizgin gözlerine
      Günün ilk ışığı vurunca tenime
      Sıcağın alırım başaklardan
      Kömürlü ellerim uzanır göçüklerden
      Dolu dizgin özgürlüğe
      Günün ilk ışığı vurur koyaklara
      Haberin alırım yoldaşlardan
      Al bir pınar olmuş gülbahçe bedenin
      Gülümser sevdamıza


      TÜRKİYE