NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      TÜRKİYE GERÇEĞİ



      KORKUNUN ÇIKARCILIĞIN KURNAZLIĞIN EGEMEN OLDUĞU TOPLUMLARDA ONUR ÇİÇEKLERİ DE SOLAR



      TÜRKİYE GERÇEĞİ

      23/4/2009 - EY SAMİMİ MÜSLÜMAN ( CEM YAĞCIOĞLU)

      Ey samimi Müslüman!

      Eee, çakal şehre indi artık! Bundan sonra olacakları kimse tahmin edemez. Ama buradan kendini Müslüman diye tanımlayanlara (sözde Müslüman) birkaç sözüm olacak.

      Ben bir Kemalist devrimci olarak…

      ABD’nin ılımlı İslam denen zırvalarına karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; tüm Amerikan üslerine karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Irak’ta milyonlarca Müslümanı katleden ABD’ye dümdüz gidiyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; memleketimi peşkeş çekenlere de dümdüz gidiyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; AB denen zırva birlikteliğe sonuna kadar karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; etrafında binlerce aç varken hacca gidenlere de karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; onurlu yaşamayı tam bağımsızlık olarak alıyorum!

      Ya sen Müslüman?

      Ne diyorsun?

      Sessiz kaldın…

      Ben; NATO üslerine de karşıyım!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Türkiye Cumhuriyeti’ne ilelebet bağlı kalacağıma ant içtim!

      Ya sen Müslüman?

      Ben; Hz. Muhammed’e küfredenlere küfürlerini iade ettim!

      Ya sen Müslüman?

      Sen değil belki ama senin adam sıfatı verdiğin ağababaların hemen ertesinde Papa’nın elini öptüler… Ben “lanet olsun” dedim!

      Ya sen Müslüman?

      Bu ülkede yaşayanlara tek bir sözümüz var: “Herkes ayağını denk alsın!” Türkiye Cumhuriyeti’ne kastı olan her kim ise bilmelidir ki; mevkii ve konumu ne olursa olsun, ister Müslüman, ister Hıristiyan olsun fark etmez, herkesin inancı kendine… Ama herkes bilmelidir ki; bu ülkenin sahipleri bir gün hiç umulmadık bir anda çıkagelir ve ihanetin hesabını sorar!

      Buradan alenen söylüyorum; Anadolu’daki Müslümanlığı Haçlılardan koruyan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dil uzatan her kim olursa olsun şerefsizin önde gidenidir ve kesinlikle Müslüman değildir.

      Aksini iddia eden varsa alnını karışlarım!

      Ey samimi Müslüman!

      Biz devrimciler öyle yalvarmayı filan beceremeyiz. Ama şimdi kendimle çelişip sana yalvarıyorum; ne olur şu din bezirganlarından kurtar kendini!

      Bak benim için değil ve hatta ülken için de değil!

      Allah için…

      Allah ile aldatanlardan kurtulduğun gün, gerçek Müslüman olduğun gün olacaktır.

      İşte o gün ne mutlu sana...

      Bugün bu ülkede dini inançlarının gereklerini yerine getirenlerle kimsenin bir alıp veremediği yok aslında. Yalnız gerçek Müslümanlar anlamalıdır ki; bu günler itibariyle onların yanındaymış izlenimi veren eski dönme-dolaplar, aslında İsrail uşağı ajanlardır. Bunu benim söylüyor olmam bazılarına tuhaf gelebilir belki, ama durum tamamen budur.

      Dini paraya tahvil eden bezirganlar ortaklığının ulaştığı çıkar birlikteliği aslında dinler üstü bir yapılanmanın ürünüdür. Sözün özü; dini ne olursa olsun tüm insanlık aynı takiyye ile karşı karşıyadır. Allah ile aldatılmak! Yaşar Nuri Hoca’nın dediği gibi...

      Siz sanıyor musunuz ki Amerikalı bir Katolik aldatılmıyor?

      Ya da Yunan Ortodoks!..

      Bu şeytan ortaklığının temelinde yatan tek şey var; o da para!

      Yani güç.

      Dinde tartışma yoktur!

      Bunu iyi bilen sahtekar ve işbirlikçi taife cahil halkın dini duygularını öyle güzel okşuyor ve ona öyle samimi bir görüntü çiziyor ki, bu yanlıştır ya da böyle bir şey yoktur dediğinde din düşmanı oluyorsun onların gözünde.

      Amerika’larda saltanat süren bir hacı efendiye sen Müslüman olarak; “Ey hacı efendi, onca Müslüman ülke dururken Müslüman katili bir ülkede ne arıyorsun?” diye soramıyorsan, kalkıp bana veya bir başkasına ahkam kesmeye çalışma! Onca Iraklı yetim hesap soracak günü geldiğinde, sakın unutma!

      Bu olacak, bundan kaçış yok. İnsanlık onuru bir gün tüm bunların hesabını soracak.

      Bakalım o zaman ey Müslüman; sen ne cevap vereceksin?

      Cumaları hiç kaçırmadan, en öndeydin!

      Beş vakit namaz da kıldın!

      Bağıra çağıra hacca da gittin!

      Yetmedi bir daha gittin!

      Başını mı?

      Rahibeleri kıskandırırcasına örttün!

      Yetim sana soracak: “Ey benim dinimden olduğunu söyleyen sahtekar, bu zulme neden göz yumdun? Neden seyirci kaldın? Ve neden Müslüman katilleriyle aynı sofrada yer aldın?”

      Aynı sofradaydın ama içki değil portakal suyu içtin değil mi?

      Bravo sana büyük Müslüman!

      Zaten Müslümanlık da bu olsa gerek!

      Sen yemene içmene devam et.

      Beğenmediğin devrimciler, sindiremediğin Kemalistler yine ezilenlerin yanında, yine işgallerin karşısında. Katline göz yumduğun Müslüman kardeşlerini biz savunuruz, sen de haccına gidersin paşa paşa.

      Ya soruyorum sana ey ahmak: “Kimi kandırıyorsun, söyler misin bana? Onca Müslüman kanı akarken...”

      Yatacak yeriniz var mı acaba sizin?

      Tarihe bakıyorum, yoksunuz!

      Söyler misiniz bana, kimsiniz siz?

      Kimsiniz siz?

      Müslüman olduğunuzu söylüyorsunuz, eyvallah! Peki sizinle aynı dini paylaştığını söyleyen insanlar birer birer değil milyon milyon katledilirken siz ne yapıyorsunuz a kuzum?

      Onca aç varken soruyorum size: “Ey kendini bilmez ama kendini evliyagillerden sayan sahte molla kılıklı şeytan taşlayıcıları, bela mısınız siz bu milletin başına?”

      İşte tüm bunların farkına varmak için tek bir şeye ihtiyaç var: Bilinç!

      Çok şey bilmenize, yüzlerce kitap okumanıza gerek yok. Şayet biri gelip en değer verdiğiniz şeyi satmanızı söylüyorsa, bilin ki o kişi sizin dostunuz değildir. İşte bilinç tam da budur.

      Köyünüzün meydanını satmaya kalksalar, kıyameti koparırsınız.

      Koca memleketi sattılar, kılınız kıpırdamadı.

      Kitaba baktım, böyle bir şey yazmıyor!

      Vallahi de billahi de yazmıyor.

      Sizi her zaman Mustafa Kemal kurtaramaz, azıcık da siz gayret edin artık!

      Yani demem o ki; işbirlikçilerden uzak durun yeter, gerisini biz hallederiz, her zamanki gibi…

      Sonra yine bizim için ileri geri konuşursunuz, yeter ki memleket bize kalsın…

      Canımız acıyor, bilmem anlatabiliyor muyum…

      Ey halkım, bizim tek bir düşmanımız var; o da işbirlikçi vatan hainleridir. Bunu iyi belleyin.

      Bugün bu ülkede laik-Müslüman diye bir ayrım yoktur. Olduğunu iddia edenler, bizi AB’ye şikayet eden işbirlikçilerdir. Aldanmayın onların sahte gözyaşlarına; timsah kadar acımasız oldukları, yaptıkları kan ortaklıklarıyla tescil edilmiştir.

      Ama inanın bana, bir gün öyle bir balyoz inecek ki tepelerine, olmayan feleklerini bile şaşıracaklar…

      Ey Müslümanlar; memleketinize sahip çıkın; yoksa İsa size sahip çıkacak.

      Aklınızı başınıza alın!

      Bir devrimci size ancak bu kadar tüyo verir; kıymetini bilin.

      Vatan nedir bilir misiniz?

      Sizin namusunuz!

      Namus olmadan ne din olur ne de başka bir şey.

      Aklınızı başınıza alın! 

      CEM YAĞCIOĞLU 

      2 YorumYorum yaz!Bağlantı

      <- Son Sayfa • Sonraki Sayfa ->

      Hakkımda

      TÜRKİYE GERÇEKLERİ TÜRKİYEDE YAŞAMAK TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

      Bağlantılarım

      Ana Sayfa
      Profilim
      Arşiv

      Kategoriler

    • Ahmed Arif
    • Ahmet Taner Kışlalı
    • Ahmet Telli
    • Cahit Sıtkı Tarancı
    • Can Yücel
    • Cem Yağcıoğlu
    • Deniz Gezmiş
    • EFE ALİ
    • Faruk Nafiz Çamlıbel
    • Fatih Kısaparmak
    • Günlük
    • Haber
    • Hasan Hüseyin Korkmazgil
    • Karl Marx
    • Kastamonu
    • M.KEMAL ATATÜRK
    • Mithat Cemal Kuntay
    • Mizah
    • Nazım Hikmet
    • Neyzen Tevfik
    • Rıfat Ilgaz
    • Sabahattin Ali
    • Sağlık
    • Siyaset
    • Ulaş Bardakçı
    • Uğur Arslan
    • Video
    • Yusuf Hayaloğlu
    • Yılmaz Erdoğan
    • Yılmaz Güney
    • Yılmaz Odabaşı
    • Şiir






    • KIZIL KARANFİLLER

      Yayılıyor dalga dalga
      Aşarak mapus duvarın
      Direnişin sesiydi
      Gök gürlemesiydi
      Kolkola kenetlenmiş neferi
      Yürüdüler en ön safta
      Kucaklayarak ölümü
      Teslim olmadılar
      Geri durmadılar
      kararımız kesindir dedile
      Kaydı dört yıldız art arda
      Yararak yoz karanlığı
      Dimdikti başları
      Yiğit yoldaşların


      TÜRKİYE


      ÜÇ YİĞİT YÜREK

      Bizim harmanlarımız masmavi olur
      Buğdayımız başağımız denizdendir
      Deli rüzgarlarımız devrimden eser
      Gece korkar öfkemizdendir
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hemde çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek
      Kapkara bir gecede yanar barikatlar
      Gümbür gümbür çarparken üç yiğit yürek
      Kavganın rengidir kızıl dere
      Özgürlüğün günü artık gel
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hem de çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek


      TÜRKİYE


      ÜLKEM

      Bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      ama düşlerde bile
      hep hüzünlü hep ölümlü türkülerde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      adını koyamadığım
      yaşayamadığım ülkem
      yıldızlar kadar uzak
      yine yıldızlar kadar yakın
      ve ağlamak kadar içimde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      senin için dağları yıkacağım
      koşacağım rüzgarlara inat
      şafak vakti çıkacağım dağlarına
      ve uğrunda öleceğim ülkem
      sana döneceğim ülkem
      sürgündeki çocukların
      demircinin çıraklarıyla döneceğim
      ve adını koyacağım
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm"


      TÜRKİYE


      EYLEM GÜZELİM

      Nice Ölümler Yaşadık Gülümseyerek
      Yürek Direttik Barikatlarda
      Gözlerini Aradık Sevgilinin
      Eylem Seslerimiz Yankılandı Dağlarda
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      Hükümlü Sohbetlere Adın Yazılsın
      Varsın Dağlı Desinler Ardından
      Yüreğinde Direncinin Baharın Yeşert
      Yıkılsın İçindeki Yılgınlığın Ateşi
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      İşte Zamanı Geldi Ayrılmaların
      Susma, Bir Gerilla Gibi Dimdik An Beni
      Yüreğim Yıldızlaşan Yumruğum Benim
      Direnç Gülü Oldun Sen Gökyüzünde
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak


      TÜRKİYE


      RÜZGARLA BİR

      Hangi Günün Gecesidir
      Yazı Kışta Bulan Bilir
      Gün İçinden Görünmeden
      Günü Suya Salan Bilir
      Dağlar Düze İner Birden
      Aşkı Sonsuz Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Göl Göl Olur Damda Biri
      Çentik Atar Günlerine
      Sel Sel Olur Diğerleri
      Güneş Güler Tenlerine
      Biri Bine Döner Birden
      Yolu Yakın Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Rüzgar Çocuk Sesleriyle
      Mavi Bir Düş Kurar Gökte
      Sözde Türkü Dalda Çiçek
      Olur Açar Her Yürekte
      Gözden Perde İner Birden
      Düşü Gerçek Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir


      TÜRKİYE


      SENİNLE BİZ

      Ötekilere bıraktık
      Güneşi karşılamayı
      Nasıl, nasıl ama nasıl isterdik
      İsterdik biz de yaşamayı
      Erken öleceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Madem ki biz Partizanız
      Zincirinin halkasıyız
      Erken ölceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Anımsar mısın seninle
      Gece nasıl vedalaşmıştık
      Silah sesleriyle yüklüydü gece
      Nasıl heyecanlıydık nasıl
      Kulağımız yüreğimizde


      TÜRKİYE


      DENİZ KOYDUM ADINI

      Nerde kendini bilmez çocuklar,
      Bir sabah öylece çekip gittiler,
      Çınladı alkışlar kör sokaklarda,
      Yankısı kime kaldı?
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Acın surlarında ateşler yaktım,
      Vuruldu şehirler, soluksuz kaldı,
      Kendine çekildi bütün zamanlar,
      Gölgeler orda kaldı.
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü;
      ölümün acımasızlığı her zamankinden beter..
      Gidenler, gelenler, düşenler..
      Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar,
      Düştuk yola, güzel şeyler bulmak umudu ile,
      Işıkları ile büyük şehirler yol oldu bize,
      İz sürdük yalnızlığa..


      TÜRKİYE


      SEVDA TÜRKÜSÜ

      Adın deler dağ başında karları
      kokun aşar dereleri yarları
      çiçek çiçek kuşatırsın
      dağları telli duvak
      dağları mor salkımlı dağları
      dağları güneş güneş
      dağları...
      sevmek demek kavga demek bilirim
      türkü türkü şiir şiir soylerim
      senden uzak yaşamayı neyleyim
      özlem özlem
      yasak yasak
      neyleyim
      yaprak olur savrulursun yellerde
      destan olur soylenbirsin dillerde
      damla damla suzulursun gullerde
      ozlem ozlem
      gullerde
      sevda sevda
      gullerde...


      TÜRKİYE


      BİR GÖRÜŞ KABİNİNDE

      Ne kadar da ufalmış bedenin
      gözyaşıma sığdın sen
      açlık mı yemiş ömrünü yavrum
      al sütümü iç kızım
      saçların beyazına mı
      sakladın alevini
      yoksa güneş sende mi batıyor
      batıyor geceleri
      eriyen bedenimi düşünme
      göğü giydim üstüme
      yüzünü asma kederine anam
      yiğitler bitmez bizde
      bir ateş olup yaksa da gidişiniz
      analar biter mi
      ölüm toplasa da çiçekleri
      çiçekte tohum biter mi


      TÜRKİYE


      SİZ ÖGRETTİNİZ

      Yaşamak ne, ölmek ne,
      Zulme boyun eğmemek ne
      Eşit özgür bir hayatı
      Zindanda savunmak ne
      Siz öğrettiniz...
      Onur ne, adalet ne
      Halkını, yurdunu sevmek ne
      Ölümün koynunda umudu
      Can vererek büyütmek ne
      Siz öğrettiniz...
      İnanmak ne, bağlanmak ne
      Sosyalizme adanmak ne
      Gün gelince vatan için
      Kahramanca dövüşmek ne
      Siz öğrettiniz...


      TÜRKİYE


      ÖLÜMSÜZ

      Biz ki en sağır kulaklara sevdalar fısıldardık
      sabah serinliği taşırdı ezgilerimiz
      kan uyku infazlar için kapılar çaldığında
      burçlarımızda kefenleri kana bulayıp
      kollarına sardık rüzgarın
      ölüm çaresiz kalıp çığlıklar attı arkamızdan
      o büyük sevdayı bu kadar umutlu
      bu kadar namuslu taşımak için
      tereddüt etmedik eğilmedik
      kanımızla yazılacaktı umudun şiiri
      adını koymuştuk özgürlüğün
      bir kez çıkmıştı ağzımızdan söz
      ve biz pimi çekilmiş yürekle
      dalmıştık karanlığın ortasına
      dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat
      ve düşerken
      özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda


      TÜRKİYE


      SEVGİ KUŞUN KANADINDA

      Sevgi gözümün kökünde yavrucuğum
      Sevgi ne göğün yüzünde
      Sevgi ne yerin dibinde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda
      Ölüm denizin kıyısında anacığım
      Ölüm göğün yüzünde
      Ölüm yerin dibinde
      Ölüm dişimin kovuğunda
      Ölüm soluk alışımda
      Ölüm başucumda
      Sevgi ırak değil içimizde sevdiceğim
      Sevgi soluk alışımda
      Sevgi ırak değil içimizde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda


      TÜRKİYE


      DAĞLAR ATAMADIM SEVDAMI

      Ne güneş yüzü gördüm
      Ne de gökyüzü gördüm
      Derde düştüm beter oldum heder odum ben
      Laf anlamaz söz dinlemez oldu gönlüm
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar sevdamı söküp söküp atamadım ben
      Güne gün ömre ömür
      Gün gelir gece çürür
      Tomurcuklar ve çiçekler
      Düşer ardına yürür


      TÜRKİYE


      BİLMELİSİN

      Bu yol bizim yolumuzdur
      Gidip geri dönmemek var
      Kalanlarla yola devam
      Umut bizim ışığımız
      Sıra kimde belli olmaz
      Ümit bizim ışığımız
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok
      Sana hoşçakal diyemem
      Ama şimdi gitme vakti
      Yüreğimde çanlar vurur
      Kalbim sökülüyor sanki
      Yüreğinde hasret biter
      Ümitsiz olma yeter
      Gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var
      Bu bir veda şarkısıdır yüzüne el sürmemek var
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik


      TÜRKİYE


      HASRET TÜRKÜSÜ

      Uzundur bu yollar
      Giderim gözüm kara
      Sanmaki dönmem sana
      Beni bekle...
      Seni ben alam..!
      Olaki vurulmuşum
      Senden beterim yalnız...
      Vurulmuşum dağ başında
      Nöbetteyim...
      Sevdalı..!
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim...
      Vurulmuşum besbelli
      Dolanmışım yar beline
      Bir türkü tutturmuşum
      Ağlamaklı hasrete ...
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim..!


      TÜRKİYE


      EYLÜL

      Beni çoktan aştı bu acı
      düştü yüzümden bin kahır
      oturup düşünüyorum
      darbelerin tozunu
      yaşadım diyorum ya ben sana
      birikiyor umutlarım
      kaldı tortuları
      en güzel anıların
      eylül geçmiş kapımızdan
      süpürmüş kalıntılarını ışıkların
      o güneş parlıyor hala
      ay yine bizim


      TÜRKİYE


      ALDI GİTTİ

      Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam
      Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam
      Bir çift turnaya benzerdi gözleri
      Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım
      Aldı gitti neyim var neyim yoksa
      Kalanlarsa yalım yalım yangınsa
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok, hasrete yanacak ömrüm
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok acıyla yanacak gönlüm
      Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda
      Yarla baharımı kışlara gömdüm
      Eğdim dağ basımı onun önünde
      Yetmedi ardından bakar ağlarım


      TÜRKİYE


      ACIYA GÜLMEK

      Öpüyorsam ayrılığı gözünden
      Söküyorsam yüreğimi göğsümden
      Geçiyorsam gözlerinin içinden
      Geçiyorsam bir çiçeğin özünden
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
      Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
      Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
      Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Karşılıksız sevebilmekse sevda
      Gerçek seven küle dönmüş her çağda
      Elim kolum bağlanmışsa kıyında
      Seydunayım gebermişsem kıyında
      Sana olan sevdamdandır bilesin


      TÜRKİYE


      ÖMÜR GÖZ

      Sen gittin ömrüm boşaldı
      ağzımda dilim yandı
      elim dizim kırıldı
      ömür gözlü cerenim
      eylül de bitti gidince
      şiir de itti hüzün de
      içim çürüdü gizlice
      ömür gözlü sevdiğim
      gönlüme saz ol
      dilime söz ol
      ömrüme yaz ol
      ömür göz, cerenim, ömür göz
      bahçeme bağ ol
      sineme tar ol
      gel mene yar ol
      ömür göz, sevdiğim, ömür göz"


      TÜRKİYE


      GÜNÜN İLK IŞIĞI

      Günün ilk ışığı vurunca dağlara
      Soluğun alırım rüzgarlardan
      Açarım kanatlarım buğulu bir mavzerden
      Dolu dizgin gözlerine
      Günün ilk ışığı vurunca tenime
      Sıcağın alırım başaklardan
      Kömürlü ellerim uzanır göçüklerden
      Dolu dizgin özgürlüğe
      Günün ilk ışığı vurur koyaklara
      Haberin alırım yoldaşlardan
      Al bir pınar olmuş gülbahçe bedenin
      Gülümser sevdamıza


      TÜRKİYE