NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      TÜRKİYE GERÇEĞİ



      KORKUNUN ÇIKARCILIĞIN KURNAZLIĞIN EGEMEN OLDUĞU TOPLUMLARDA ONUR ÇİÇEKLERİ DE SOLAR



      TÜRKİYE GERÇEĞİ

      6/5/2009 - 6 MAYIS 1972 - 6 MAYIS 2009 ÜÇ CAN

      Kategori: Deniz Gezmis




      Açlığın çıplaklığın acısı mı genişliyor,
      Dalları meyvaya çağıran rüzgar mı?
      Dalgın bir kuşun ötüşünden
      Sevdiğinin kalbine düşen aşık mı..
      Yağmuru emen toprak mı derinleşiyor.

      Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme.
      Halkın gözlerini dolduran çizgilere,
      Umudu mu çağırmalıyım.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
      Sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların.
      Gidiyor,
      Öfkenin haykırışları.
      Yasalarıyla gidiyor kahredişin,
      Zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor.
      Toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil,
      Azarlanmış çocukların kederiyle değil,
      Doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
      Ölümü donatan arkadaşlarım.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
      Durutarak gündüzleri geceleri.
      Durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
      Damıtıp sevdalarına.
      Neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlar.

      Bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar,
      Özgürlüğün borcu mu ödeniyor.
      Yaralar mı açılıyor yoksulluğa,
      Ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor.

      Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre,
      Birer rüzgar uğultusu bırakarak yanan ateşe.

       
      Nihat Behram



      MARE NOSTRUM

      En uzun kosuysa elbet
      Turkiye'de de devrim,
      O, onun en guzel yuz metresini kostu,
      En sekmez luverin namlusundan firlayarak ...
      En hizlisiydi hepimizin,
      en once gogusledi ipi...
      Aciyorsam sana anam avradim olsun
      ama ask olsun sana cocuk,
      ask olsun.
       
      Can Yücel


      ÜÇ CAN ÜÇ YÜREK YATTIĞINIZ YERDE RAHAT UYUYUN ATATÜRK İLKE VE İNKİLAPLARINA UYAN GENÇLİK SİZLERİ ÖRNEK ALARAK SİZLERİN YOLUNDA İLERLEMEYE DEVAM EDİYOR .FİKİRLERİNİZ VE DÜŞÜNCELERİNİZ BU GÜNLERDE DE YAŞIYOR YAŞATMAYA DA GELECEK NESİLLER DEVAM EDECEKTİR...

      TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE İÇİN 

      NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE  
      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      14/9/2008 - ARANJUEZ (DENİZ GEZMİŞ)

      Kategori: Deniz Gezmis
      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      23/8/2008 - DENİZ GEZMİŞ

      Kategori: Deniz Gezmis

      DENİZ GEZMİŞ


      Asılma günü gelip çatınca,

      o sevdiğim giysileri giyeceğim.
      Postallarımı, parkamı...
      Beyaz ölüm gömleğini giydirmek
      isteyecekler,
      giymeyeceğim.
      Öyle her zamanki gibi,
      eyleme gidiş tavrımla gideceğim
      darağacına.
      Yok!
      Tıraş falan da olmayacağım.
      Önce gidip orada oturacak,
      bir sigara yakacağım...
      Avukatlarıma döneceğim,
      “Bizler için gelecek kuşaklara
      tanıklık edin” diyeceğim.
      “Bir devrimci ölüme böyle gider işte.
      Bayram yerine gider gibi.”

      SAVUNMASI

      Ben, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve Alparslan Özdoğan beraberdik.

      İddianameye karşı diyeceklerim mevcuttur, iddianame kelle istemek için hazırlanmıştır. yapılan tahliller yanlıştır, hatalıdır, değerlendirmeler keza isabetsizdir. yalnız biz varlığımızı hiçbir karşılık beklemeden esasen türk halkına armağan etmiş bulunuyoruz ve türk halkı ve devletin bağımsızlığına armağan etmiş bulunmaktayız.. bu sebeple ölümden çekinmiyoruz.

      Biz hiçbir zaman bütün çabamıza rağmen türkiye'nin bağımsızlığını temin edemedik. bugüne kadar da bu özlem içinde kaldık."

      "İddianamede geçen ve bana affedilen bir cümleyi kabul etmiyorum. ben silahımı halka ve orduya karşı kullanmadım, ancak vatan hainlerine karşı kullanmak maksadıyla taşıdım ve halka ve orduya karşı kullanırım, şeklinde beyanda bulunmadım.Öteden beri arzetmiş olduğum gibi, bu ülkede anayasa’yı en fazla savunanlar bizleriz. anayasa’yı ihlal edenlerse ortadadır. anayasa’nın uygulanmasını isteyen gene bizleriz. anayasa’yı uygulamayan yavuz kimselerse hâlâ ortadadır. ve yine o kişiler bizim kellemizi istemektedirler.

      İddia makamı bizim vermekte olduğumuz bağımsızlık savaşına karşıdır. türkiye cumhuriyeti anayasasına karşı, reformlara karşıdır.

      Onlar 36 milyonluk ülkenin bütün yükünü 20 gencin üzerine yıkmaya alışmışlardır.

      Bizi bağımsız bir ülkenin çocukları olmaktan mahrum eden hepiniz dahil, sizlersiniz.

      Ve sonunda idam isteği ile buraya getirildik.

      Türkiye'nin bağımsızlığından başka hiçbir şey istemedik ve hayatımızı bu yola koyduk, varlığımızı türkiye halkına armağan ettik. bunun aksini iddia edenler vatan hainidir.Biz stratejik olarak düşüncelerimizi hiçbir zaman saklamayız. hangi şartlar altında olursak olalım bunu açıkça söyleriz. düşüncelerimizi mezara kadar götürürüz. nasıl burada namluların ve dipçiklerin gölgesi altında konuşuyorsak, düşüncelerimizi her zaman açıkça ifade ederiz.

      Tarih evvelce bunu yapanları nasıl temize çıkarmışsa bizi de temize çıkaracaktır. buna da inanıyoruz.Profesyonel devrimci bugünün türkiye'sinde kendini hayatı boyunca türkiye'nin bağımsızlığına adayan kimsedir.Fikir özgürlüğünü ve anayasayı paravan yapanlar önceleri atatürkçü geçinirken, onun fikir ve şahsiyetini de küçük görmeye başladılar şeklinde ve sadece mustafa kemal tarafını beğeniyorlardı şeklinde bir cümle mevcuttu. bunu kesin olarak reddediyorum, asla kabul etmiyorum. diğer yurtseverler de bunu kabul etmez, bu kasten tahfif edilmek isteniyor, gerçekler örtülmek isteniyor. bu cümle art niyetle hazırlanmıştır. bu memlekette mustafa kemal'e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.

      35 milyon metrekare vatan toprağı işgal altında iken bizim milli bütünlüğü bozmakla suçlanmamız gülünçtür. mustafa kemal sağ olsaydı bugün çok şaşırırd.  Hareketimiz tamamen anayasal bir harekettir. anayasanın başlangıç ilkesinde belirtilen ulusun zulme karşı direnme hakkını kullandık. bu sebeple anayasal bir davranışta bulunduk.Yaptıklarımızın haklı olduğuna inanıyorum. halen de bu inancı taşıyorum.

      Türkiye'nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim ve bu sebeple amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. bundan dolayı ölümden korkmuyoruz. onu ancak işbirlikçiler düşünsün ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün ve ben 24 yaşındayken kendimi türkiye'nin bağımsızlığına armağan etmekten onur duyuyorum.

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      7/8/2008 - Devrim Gazetesi’nin Deniz Gezmiş’le Yaptığı Röportaj

      Kategori: Deniz Gezmis


      Devrim Gazetesi’nin
      Deniz Gezmiş’le Yaptığı Röportaj

      Atatürk’ün, “Tam bağımsızlık” ülküsünü kendilerine şiar edinen devrimci gençleri sindirmek için cinayet tedbirlerine kadar varan planlar yapılıyor şu günlerde. Tertipçilerin baş hedeflerinden biri de gençliğin önde gelen liderlerinden Deniz Gezmiş, son olayları şöyle yorumladı:

      - Türkiye ekonomisi tam bir çıkmaz içindedir. Zamlara rağmen, bütçenin açığı 2,5 milyardır. Bu, tutucular koalisyonunun iflasını açıkça ortaya koymuştur. Tutucu güçler, egemenliklerini uzun süre devam ettiremeyeceklerini anlamış olmanın telaşı içindedir. Devrimci gençlik eylemini engellemek için tertiplere girişmeleri bundandır. Fakat umduklarının tersi olmuş ve bu olaylar bizi daha örgütlü, daha disiplinli ve daha güçlü eylemlere hazırlamıştır. Tertipleriyle gençliği ordunun karşısına düşürmek hedefine ulaşamadıkları gibi, devrimci gençlik eylemi, Mustafa Kemal’ci zinde güçler saflarını biribirlerine kenetlemiştir. Mustafa Kemal adı, geniş öğrenci kitlelerinde daha fazla ağızdan ağıza dolaşır olmuş, forumlarda Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe tekrarlanmış ve bunlar uygulanmıştır. Emperyalistler ve işbirlikçileri, Gazi Mustafa Kemal’in çizgisinin geniş kitlelerde ve bütün zinde güçlerde yankılanmasından korkmuşlardır bugün.

      - Gençlik eylemleri içinde önemli bir yerin var ve tutucu güçler senin okuldan atılmış olmanı sürekli istismar konusu ediyorlar. Bu durumda senin söyleyeceklerin neler?

      - Üniversite öğrenimi yapmak Anayasa’nın verdiği bir haktır. Öğrenci olarak devrimci mücadeleye katılmak ise, Mustafa Kemal’in bize yüklediği bir görevdir. Dünyanın bütün gericileri biraraya gelseler bu hakkımızı ve görevimizi elimizden alamayacaklardır.

      - Mustafa Kemal’in gençliğe yüklediği devrimci görevler nelerdir, biraz daha açıklar mısın?

      - Türkiye ilk Kurtuluş Savaşı’ndan 50 yıl sonra tekrar yarı-sömürge durumdadır. Ve Kemalist bir Cumhuriyetin başına anti-Kemalist politikacılar geçmiştir. Politikacı, anti-Kemalist karşı devrim hareketine yeşil ışık yakmaktadır. Bu koşullarda gençlik, emperyalizme ve anti-Kemalist gidişe karşı verilen savaşta somut olarak ön safta bulunmaktadır. Elbette tarihi önderlik sorunu ayrı bir konudur. Bugün için gençlik, mümkün olduğu kadar geniş halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için devrim ci eylemde bulunacaktır. Kemalist Devrim tamamlanacak ve onun emperyalizmle çelişen bütün milli sınıf ve tabakalara maledilmesi sağlanacaktır. Gençlik bütün Kemalist güçlerle yek vücut olmak zorundadır.

      - Halk kitlelerini emperyalizme karşı mücadeleye katmak için gençliğin dayanışma içinde bulunacağı Kemalist güçler kimlerdir?

      - Bugün Türkiye’de Kemalist Devrim’in bekçiliğini yüklenen güçler arasında başta ordu, 27 Mayıs’ı yapan güçlerin önemli bir yeri vardır. Anti-Kemalist karşı devrim hareketine karşı gençlik bütün zinde güçlerle eleledir. Emperyalizmin işbirlikçileri gençlik ile öteki zinde güçlerin arasını açmak istemektedir. Fakat aynı inançta olan, yani emperyalizmi kovmuş, feodal unsurları tasfiye etmiş bir Kemalist Türkiye isteyen bu ilerici güçlerin arasını anti-Kemalist karşı devrimi tezgahlayanlar açmayı başaramayacaklardır.

      - Emperyalizme karşı nasıl bir mücadele verilecektir?

      - Bugün Amerikan emperyalizmi saldırganlık yolunu seçmiştir. Buna karşı biz de, emperyalizmin parmağının bulunduğu her yerde ona karşı aynı silahlarla mücadele yolunu seçtik: tıpkı Mustafa Kemal’in 50 yıl önce yaptığı gibi. Emperyalizm bugün millici güçleri tasfiye etmek için listeler hazırlamakta ve bütün kurumlarımıza elini uzatmaktadır. Bizse onları defterden sileli çok oldu. Milli kurumlarımıza uzanan elleri de kırmakta kararlıyız.

      - Bazı çevreler bu görüşleri, “devrim yobazlığı” sayıyorlar. Bu sence nasıl açıklanabilir?

      - Devrimcilik demek halk dalkavukluğu demek değildir. Her şeyden önce devrimcilerin görevi halkın önünde gitmek, halkın gerçek özlemleri için mücadele etmektir. Halk için düzen değişikliği isteyen gençliğe halk karşıdır gibi saçma bir iddiayla Kanlı Pazarları görmezlikten gelen ve gerçek devrimciyi yobazlıkla suçlamaya kalkışan tatlısu devrimciliğine özenmiş politikacı, aslında tutucu güçler koalisyonunun usta propagandalarının esiri olmaktadır. Politikacı, “halk kızar” diye, halk düşmanlarının uşaklığını yapmaktadır. Değirmenköy, Elmalı, Göllüce köyleri, davalarını desteklediğimiz bu topraksız köylüler bize hiç kızmadı, aksine gençliği bağrına bastı. Demir Döküm işçileri de öyle yaptı. Devrimci gençliği halkçı görünüp, egemen sınıflara göz kırpan tatlısu devrimcisi politikacı anlamaz ama işçi ve köylü anlar. Devrimci gençlik de onlara dalkavukluk etmez, gerçek kurtuluş yolunda onlarla birlikte mücadele eder. Hem egemen sınıflara göz kırpan oy goygoyculuğu, hem devrimcilik olmaz. Bugün bizi devrim yobazı olarak nitelendiren birkaç CHP yöneticisi Ortanın Solu tabanını temsil etmemektedir. Anti-Kemalist karşı devrimcilerin yanında yer alan bu birkaç yöneticiyle ortak bir mücadele söz konusu değildir. Fakat şuna inanıyoruz ki, tam bağımsızlık isteyen dürüst Ortanın Solu tabanı Kemalist bir Türkiye’nin kurulması için bizimle birlikte mücadele edecektir.”

      (Doğan Avcıoğlu’nun çıkardığı Devrim Gazetesi - 23 Aralık. 1969 -sayı: 10 - sayfa: 2-7)




      1 YorumYorum yaz!Bağlantı

      2/8/2008 - DENİZ GEZMİŞ ANISINA

      Kategori: Deniz Gezmis
      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      28/7/2008 - Deniz Gezmiş'in ağabeyinden çarpıcı açıklamalar

      Kategori: Deniz Gezmis




      Deniz Gezmiş'in ağabeyinden çarpıcı açıklamalar
      Deniz Gezmiş'in abisi: "Demirel'in adamları, Deniz'i burslu yurtdışında okutalım" dedi..
      atv'nin dizisi Hatırla Sevgili'de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idam edildiği geceyi konu olan bölümünü izleyen, ağabeyi Bora Gezmiş yıllardır saklanan bir sırrı da açıkladı: "Süleyman Demirel, Deniz'e yurtdışında devlet bursuyla üniversite eğitimi teklif etti. Sovyetler Birliği de burs teklif etmişti ama o 'Kabul edemem' dedi." İşte ağabey Gezmiş'in ağzından çarpıcı iddialar:

      'TAKIM ELBİSELİ İKİ KİŞİ GELDİ'
      "O dönemde İstanbul'daki evimize takım elbiseli, bellerinde silah olan 2 kişi geliyor. 'Başbakanlıktan geliyoruz. Başbakanımız bu eylemlerden çok rahatsız. Büyük üzüntü duyuyor. Uygun görürseniz, Deniz'i istediği bir batı ülkesinde, tüm masraflar devlet tarafından karşılanmak üzere üniversiteye gönderebiliriz. Başbakanımız yarın İstanbul'a gelecek. Olumlu ya da olumsuz bu konuda bir cevap verebilirseniz iyi olur' demişler. Babam da bu teklifi Deniz'e ileteceğini söylemiş." Babasının teklifi Deniz Gezmiş'e iletip iletmediğini küçük kardeşine sorduğunu belirten Bora Gezmiş kardeşinin, "Deniz'i biliyorsun, babam ilettiyse bile kabul etmesi mümkün mü?" dediğini söyledi.

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      28/7/2008 - DENİZ GEZMİŞ'İN İDAM SAATİ

      Kategori: Deniz Gezmis

      DENİZ GEZMİŞ'İN İDAM SAATİ

      TELAŞLANMIŞLAR, DENİZ’İN AYAĞINDAKI ZİNCİRİ AÇAMIYORLARDI..DENIZ GÜLÜMSÜYORDU
      .

      Avukatlar Hüseyin'in olduğu odaya girerlerken bir albayla karşılaştılar. Albay "Dini telkin istemiyorlar" dedi. Bunu anlamlı bir sesle söylemişti. Müslüman olmadıklarını çağrıştırmak istiyordu. Avukatlar "Bu sadece onların bileceği bir iş" dedi. Albay "Tabii siz de bilirsiniz," diye aynı sezdirmeyi, bu kez avukatlara yöneltti. Aylardan mayıstı. Günlerden Mayıs'ın 6'sı. "Hıdrellez" günü diye yazıyor takvimler, "Alaçam, Samsun, Geyikaşan Hıdrellez günü... Karacabey, Bursa Hıdrellez şenlikleri..Yerleşmiş İslam geleneğine göre Hıdır ve İlyas peygamberlerin her yıl buluştuklarına inanılan gün. İnanışa göre ölümsüzlüğe erişmiş bu iki peygamberin buluşmaları, kutlanarak anılır.

      Avukatlar Hüseyin'in bulunduğu odaya girecekken duydukları bu sözle sinirlenmişlerdi. Hüseyin babasını düşünüyordu odada, Hıdır'dı babasının adı, Hıdır İnan. Aylardan mayıstı. Günlerden Mayıs'ın 6'sı. Avukatlar albaydan geçip Hüseyin'in bulunduğu odaya girdiler. Hüseyin de Deniz ve Yusuf'un durumundaydı. Birkaç görevli omuzlarından tutmaktaydı.
      Avukatlarını görünce büyük bir mutluluk ve derin bir gülümsemeyle "Hoş geldiniz" dedi. Avukatlar ona bir arzusu olup olmadığını sordular. "Bir arzum yoktur. Sizlere çok teşekkür ederim." dedi.

      Sonra Hüseyin avukatlarına "Babam Ankara'da mı?" diye sordu. Avukatlar Ankara'da olduğunu söylediler. Hüseyin "Nasıl?" diye sürdürdü sorusunu. "İyi ve seninle iftihar ediyor" diye yanıtladı avukatları. Bu arada avukatlar görevlilere ,Hüseyin'in de arkadaşlarıyla vedalaştırılmasını hatırlattılar.
      Hüseyin aynı sıcaklık ve canlılıkla Deniz ve Yusuf'la odalarında birer birer kucaklaştı. Zincirleri ve bağları, üçünün de bu vedalaşma anında gövdelerine alabildiğine ağırlık veriyordu. Omuzlan ve başlarının hareketiyle birbirlerine sokuluyorlardı.
      Hüseyin önce başgardiyan odasında Deniz'le, sonra yandaki diğer odada Yusuf'la, konuşacak çok şeyleri olan, ama ayrılmak zorundaki insanların can sevinciyle bakıştı. Hiçbir şey şakadan değildi. Fakat yaşayan gülümseyişlerinde, çocuksu, şakacı bir incelik vardı. Bir birlikteliğin, yaşamadaki son karşılaşmaları da böylece bitti.

      Üçü de ilkin kendisinin asılmasını isteyen bir duygu taşıyordu. Onları darağacına çıkmak değil, darağacına çıkacak arkadaşlarım seslerden, kıpırtılardan dinlemek zorunluluğu incitiyordu. Fakat bu son deneylerine de dik duruyorlardı. Saat 01.00'i geçiyordu.
      Bu ara avukatlar Deniz'in bulunduğu odaya döndüler.

      Deniz ayakları zincirli, elleri arkadan bağlı bir durumda darağacına bakan pencereye karşı oturduğu yerden yazdırdığı son mektubunu tamamlamak üzereydi. Onun bitirmesini beklediler.

      "... Son anda yaptıklarımdan en ufak bir pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşiyle kucaklarım... Oğlun Deniz Gezmiş." Mektup tamamlanmıştı.



      İnfaz savcısı Sami Uğur, Deniz'e sokulup, elindeki basılı kağıttan idam kararının özetini okuyup, bir diyeceği olup olmadığım sordu. Deniz, kararın kendisine ait olduğunu, bir diyeceği olmadığım belirtti.
      Savcı görevlilere "zincirleri çözün" dedi. Bir görevli yarı telaşlı, yarı çekingen bir tavır içinde, elindeki anahtarla zincirlerin kilidini kurcalamaya başladı... Açamıyordu. Elindeki anahtar kilide uymuyordu. Bunun üzerine başgardiyan birkaç anahtar daha verdi. Kilidi yine açamadılar.
      Bu durum odadakilerde yeni bir sabırsızlık havası estirmişti. Kendi kendine söylenenler vardı. .
      On beş dakika kadar beklenildi. Birisinin "Zincirleri çözmeye lüzum yok, zincirleriyle çıkarılsın" dediği duyuldu. İnfaz savcısı Sami Uğur "Bunlar efendi çocuk, prangayı çözelim" diye karşılık verdi ve "Kilidi kim kilitlediyse acele bulun" komutunu verdi.

      Adamı bulup getirdiler. Ve zincirler çözülebildi. Deniz zincirlerini çözen adama "Postallarımın bağını bile bağlamaya vakit bırakmadan beni apar topar buraya getirdiler. Sehpada bu haliyle postallarım ayaklarımdan düşecekler. Onları bağla.... dedi. Görevli, Deniz'in postallarım bağladı.
      Bu arada Deniz'e, beyaz bezden dar bir idam gömleği giydirdiler. Ayaklarına kadar uzandı...
      Gitme vakti gelmişti.
      Deniz avukatlarına dönerek veda etti. Çevresini acı bir gülümsemeyle süzdü ve avludaki sehpaya doğru metin adımlarla yürüdü.
      İdam gömleğinin dar olması ve ellerinin bağlı olması nedeniyle sehpaya destekle çıktı. Sehpada üç ayaklı bir tabure vardı. Deniz ona da çıkıp ilmiği boynuna kendisi geçirmeye çalıştı.
      İlmiği boynuna geçirdiğinde, seyredenlerden bazıları, cellada başlarıyla tabureyi çek işareti veriliyordu. Deniz birden, şafağı daha sökmemiş bu bahar sabahının, serin sessizliğine doğru yankı veren bir sesle bağırmaya başladı:

      "YAŞASIN TÜRKİYE HALKININ BAĞIMSIZLIĞI, YAŞASIN MARKSİZM-LENİNİZMİN YÜCE İDEOLOJİSİ, YAŞASIN TÜRK VE KÜRT HALKLARININ BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİ, KAHROLSUN EMPERYALİZM!"

      Çevredeki görevliler telaşlandılar. Deniz'in son sözcüğü . bitmemişti ki, cellat aceleyle tabureyi altından çekti. Ciğerinden yükselen son sözcüğü taşıyan nefes,. dudağına varamadan, gırtlağında tıkandı.
      Taburenin çekilmesiyle Deniz boşluğa yığılmıştı. Fakat onun uzun boyunu cellat hesap edememişti. Deniz'in ayakları taburenin altındaki masaya çarptı. Hemen masayı da çektiler.

      Saat 01.25'i gösteriyordu.

      Gardiyan, imam ve sivil personel, gelenek gereği saygı duruşunu geçmişti. Avukatların yüzlerini derin bir hüzün doldurmuştu. Denizgili ölüme mahkum eden 1 No'lu Sıkıyönetim Mahkemesinin Başkanı Tuğgeneral Ali Elverdi, elleri arkasında, ağzında sigara Deniz'i seyrediyordu. Ankara savcısı Fazıl Alp, Tevfik Türüng, Sami Uğur, yüksek rütbeli birçok subay, gardiyanlar, sivil görevliler, imam, avukatlar doktor infazda hazır bulunmuştu. Özellikle imamın aşın derecede duygulandığı görülüyordu. İnfaz savcısı Sami Uğur, kendince espriler yapıp yine kndi gülüyordu.
      Deniz'in göğsüne, karar özetini içeren bir beyaz karton astılar. On dakika kadar sonra, görevli doktor gömleğini sıyırıp nabzına baktı. Deniz'in nabzı çarpıyordu. Beklediler...
      On-on beş dakika sonra nabza tekrar bakıldı. Deniz'in nabzı durmamıştı. Bekliyorlardı. Deniz ipin ucunda bir dal gibi, alaca havada ağır ağır dönüyordu. Sadece başı ve postalları, uzun ince beyazlığın iki ucunda, iki gri noktaydı.
      Gemerek'te yakalandığı gün kalbi ve beyni arasında dolaştırdığı ölüm duygusu, onu darağacında, boynunda bulmuştu. Elli dakika öylece kaldı.
      02.15'de ipi keştiler.

      1 YorumYorum yaz!Bağlantı

      2/6/2008 - DENİZ GEZMİŞ

      Kategori: Deniz Gezmis

      Deniz Gezmiş


      1947 yılında Ankara’da doğdu.Liseyi İstanbul’da okudu.1966’da İÜ Hukuk Fakültesi’ne girdi.Kısa sürede gençlik eylemlerinde öne çıktı.TİP’de çalıştı.1968’de Devrimci Hukuklular Örgütü’nü kurdu.Amerikan 6.Filosu’nu protesto eylemlerine katıldı ve İstanbul Üniversitesi’nin kurtuluşuna öncülük etti.DÖB’ün kurucuları arasında yer aldı.Samsun’dan Ankara’ya Mustafa Kemal Yürüyüşü’nü tertipledi.1969’da Filistin’e gitti, gerilla eğitimi gördü.THKO örgütünü kurdu.Örgütün ilk eylemi olan İşbankası Ankara Emek Şubesi soygununa katıldı.Yine Ankara’daki Balgat Amerikan Üssü’nden dört Amerikalının kaçırılması eylemine katıldı.Sivas Gemerek’te çatışmada yakalandı.Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde Ankara Merkez Kapalı Cezaevinde idam edildi.

      Deniz Gezmiş'in Ağzından

      Türkiye’nin bağımsızlığından başka bir şey istemedim. Ve bu sebeple Amerikan emperyalizmine ve işbirlikçilerine karşı mücadele verdik. Bundan dolayı da ölümden korkmuyoruz. Onu ancak işbirlikçiler düşünsün. Ve ancak onlar kendi canının telaşına düşsün. Ve ben 24 yaşındayken kendimi Türkiye’nin bağımsızlığına armğan etmekten onur duyuyorum. Bu bağımsızlık düşüncesini mezara kadar götüreceğiz.
      Sayın Savcı,
      1. Amerikan emperyalizmi gayrî millîdir.
      2. Ona ortaklık edenler halkımıza ihanet etmişlerdir.
      3. Emperyalizme karşı mücadele suç değildir, silahlı mücadele ise Anayasayı ihlâl değildir.
      4. Gayrî millî olan emperyalizm ve ortaklarının sömürüsü, Anayasaya aykırıdır.
      Buna göre iki şey var:
      1. Eğer belli bir hata sonucu, iddianame ve mütalaayı hazırladınızsa, dikkatli
      olunuz; idamını istediğiniz kişiler kasaplık koyun değildir ve siz savcısınız…
      2. Yok eğer yaptığınızın bilincinde iseniz; yolunuz açık olsun.

      İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu ile
      Deniz Gezmiş arasında geçen konuşma

      Menteşoğlu: Neden yola çıktın bu genç yaşta?

      Deniz: İnandığım dava uğrana mücadele veriyorum. Sizin yüzünüzden mücadele veriyorum.

      Menteşoğlu: Nereye gidiyordunuz?

      Deniz: Devrime

      Menteşoğlu: (Eliyle duvardaki haritada Sivas'ı işaret ederek) Devrim o tarafta mı?

      Deniz: Devrimin o tarafı, bu tarafı yoktur. Her taraftan gelir.

      Menteşoğlu: Parayı ne yaptın?

      Deniz: Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu paranın gereğini yapacaktır.

      Menteşoğlu: Halk Kurtuluş Ordusu nedir? Türkiye'de bir tek ordu vardır o da Cumhuriyet ordusudur

      Deniz: Hükümetinizin istifasından belli.

      Menteşoğlu: İşte bu pejmurde adam Türkiye Halk Kurtuuş Ordusu'nun kahraman kumandanıymış. İyi bakın kılığına kıyafetine suratına.

      Deniz: Kahramanım tabii.

      Menteşoğlu: Kimin kahraman olduğu belli olmadı mı?

      Deniz: Belli oldu. Kahraman olduğunuz için istifa ettiniz değil mi?

      Haram olsun
      gerille yüreğimi alıp elime
      mavzerlerime sürüp yağlı kurşunları
      ölüp dirilip binlerce kez
      öpmezsem alnını ölümün
      haram olsun
      on sekiz yaş gençliğime

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      2/6/2008 - DENİZ GEZMİŞ İÇİN

      Kategori: Deniz Gezmis

      DENİZ GEZMİŞ

       

      Esirgemem sözümü çıkıp gelse de ölüm
      Geri götüremez adımlarımı
      ve yıldıramaz hiçbirsey, gülüm
      ne dikenler bıraktım ardıda ne dikenler
      ki uçları hala kanıyor ayaklarımda,
      oysa karanfiller ekmiştim yollara,
      aşk ile mızrap vurup sevdalı sazıma,
      kavgamı türkülemiştim, yarın bakışlı çocuklara
      ve semahlar dönmüştüm turnalar gibi hak aşkına halk aşkına,
      kim söyleyebilir öldüğümü kim,
      siz türkü gibi dağılırken dağ yollarına
      ve toprak gibi yeşerirken memleketim,
      kim söyleyebilir solduğumu kim...
      BEN ÖLMEDİM Kİ......

      Denizlerin dalgasıyım
      Ben halkımın kavgasıyım
      Yarınların sevdasıyım
      YENİLMEDİM Kİ.....

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      16/5/2008 - MEZAR TAŞINDAKİ İSİM

      Kategori: Deniz Gezmis

      RAHAT UYU YATTIĞIN YERDE

       

       

       

      ŞİMDİ BU MEZAR TAŞINDAKİ İSİM SENİN Mİ OLMALIYDI DENİZ GEZMİŞ

      BU ACILARI YAŞATMALIMIYDIN BİZLERE

      DOĞRULARI ANLATMAK İÇİN CAN VERDİN BU VATANA

      RAHAT UYU YATTIĞIN YERDE

       

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      <- Sonraki Sayfa ->

      Hakkımda

      TÜRKİYE GERÇEKLERİ TÜRKİYEDE YAŞAMAK TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

      Bağlantılarım

      Ana Sayfa
      Profilim
      Arşiv

      Kategoriler







      KIZIL KARANFİLLER

      Yayılıyor dalga dalga
      Aşarak mapus duvarın
      Direnişin sesiydi
      Gök gürlemesiydi
      Kolkola kenetlenmiş neferi
      Yürüdüler en ön safta
      Kucaklayarak ölümü
      Teslim olmadılar
      Geri durmadılar
      kararımız kesindir dedile
      Kaydı dört yıldız art arda
      Yararak yoz karanlığı
      Dimdikti başları
      Yiğit yoldaşların


      TÜRKİYE


      ÜÇ YİĞİT YÜREK

      Bizim harmanlarımız masmavi olur
      Buğdayımız başağımız denizdendir
      Deli rüzgarlarımız devrimden eser
      Gece korkar öfkemizdendir
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hemde çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek
      Kapkara bir gecede yanar barikatlar
      Gümbür gümbür çarparken üç yiğit yürek
      Kavganın rengidir kızıl dere
      Özgürlüğün günü artık gel
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hem de çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek


      TÜRKİYE


      ÜLKEM

      Bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      ama düşlerde bile
      hep hüzünlü hep ölümlü türkülerde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      adını koyamadığım
      yaşayamadığım ülkem
      yıldızlar kadar uzak
      yine yıldızlar kadar yakın
      ve ağlamak kadar içimde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      senin için dağları yıkacağım
      koşacağım rüzgarlara inat
      şafak vakti çıkacağım dağlarına
      ve uğrunda öleceğim ülkem
      sana döneceğim ülkem
      sürgündeki çocukların
      demircinin çıraklarıyla döneceğim
      ve adını koyacağım
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm"


      TÜRKİYE


      EYLEM GÜZELİM

      Nice Ölümler Yaşadık Gülümseyerek
      Yürek Direttik Barikatlarda
      Gözlerini Aradık Sevgilinin
      Eylem Seslerimiz Yankılandı Dağlarda
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      Hükümlü Sohbetlere Adın Yazılsın
      Varsın Dağlı Desinler Ardından
      Yüreğinde Direncinin Baharın Yeşert
      Yıkılsın İçindeki Yılgınlığın Ateşi
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      İşte Zamanı Geldi Ayrılmaların
      Susma, Bir Gerilla Gibi Dimdik An Beni
      Yüreğim Yıldızlaşan Yumruğum Benim
      Direnç Gülü Oldun Sen Gökyüzünde
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak


      TÜRKİYE


      RÜZGARLA BİR

      Hangi Günün Gecesidir
      Yazı Kışta Bulan Bilir
      Gün İçinden Görünmeden
      Günü Suya Salan Bilir
      Dağlar Düze İner Birden
      Aşkı Sonsuz Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Göl Göl Olur Damda Biri
      Çentik Atar Günlerine
      Sel Sel Olur Diğerleri
      Güneş Güler Tenlerine
      Biri Bine Döner Birden
      Yolu Yakın Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Rüzgar Çocuk Sesleriyle
      Mavi Bir Düş Kurar Gökte
      Sözde Türkü Dalda Çiçek
      Olur Açar Her Yürekte
      Gözden Perde İner Birden
      Düşü Gerçek Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir


      TÜRKİYE


      SENİNLE BİZ

      Ötekilere bıraktık
      Güneşi karşılamayı
      Nasıl, nasıl ama nasıl isterdik
      İsterdik biz de yaşamayı
      Erken öleceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Madem ki biz Partizanız
      Zincirinin halkasıyız
      Erken ölceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Anımsar mısın seninle
      Gece nasıl vedalaşmıştık
      Silah sesleriyle yüklüydü gece
      Nasıl heyecanlıydık nasıl
      Kulağımız yüreğimizde


      TÜRKİYE


      DENİZ KOYDUM ADINI

      Nerde kendini bilmez çocuklar,
      Bir sabah öylece çekip gittiler,
      Çınladı alkışlar kör sokaklarda,
      Yankısı kime kaldı?
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Acın surlarında ateşler yaktım,
      Vuruldu şehirler, soluksuz kaldı,
      Kendine çekildi bütün zamanlar,
      Gölgeler orda kaldı.
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü;
      ölümün acımasızlığı her zamankinden beter..
      Gidenler, gelenler, düşenler..
      Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar,
      Düştuk yola, güzel şeyler bulmak umudu ile,
      Işıkları ile büyük şehirler yol oldu bize,
      İz sürdük yalnızlığa..


      TÜRKİYE


      SEVDA TÜRKÜSÜ

      Adın deler dağ başında karları
      kokun aşar dereleri yarları
      çiçek çiçek kuşatırsın
      dağları telli duvak
      dağları mor salkımlı dağları
      dağları güneş güneş
      dağları...
      sevmek demek kavga demek bilirim
      türkü türkü şiir şiir soylerim
      senden uzak yaşamayı neyleyim
      özlem özlem
      yasak yasak
      neyleyim
      yaprak olur savrulursun yellerde
      destan olur soylenbirsin dillerde
      damla damla suzulursun gullerde
      ozlem ozlem
      gullerde
      sevda sevda
      gullerde...


      TÜRKİYE


      BİR GÖRÜŞ KABİNİNDE

      Ne kadar da ufalmış bedenin
      gözyaşıma sığdın sen
      açlık mı yemiş ömrünü yavrum
      al sütümü iç kızım
      saçların beyazına mı
      sakladın alevini
      yoksa güneş sende mi batıyor
      batıyor geceleri
      eriyen bedenimi düşünme
      göğü giydim üstüme
      yüzünü asma kederine anam
      yiğitler bitmez bizde
      bir ateş olup yaksa da gidişiniz
      analar biter mi
      ölüm toplasa da çiçekleri
      çiçekte tohum biter mi


      TÜRKİYE


      SİZ ÖGRETTİNİZ

      Yaşamak ne, ölmek ne,
      Zulme boyun eğmemek ne
      Eşit özgür bir hayatı
      Zindanda savunmak ne
      Siz öğrettiniz...
      Onur ne, adalet ne
      Halkını, yurdunu sevmek ne
      Ölümün koynunda umudu
      Can vererek büyütmek ne
      Siz öğrettiniz...
      İnanmak ne, bağlanmak ne
      Sosyalizme adanmak ne
      Gün gelince vatan için
      Kahramanca dövüşmek ne
      Siz öğrettiniz...


      TÜRKİYE


      ÖLÜMSÜZ

      Biz ki en sağır kulaklara sevdalar fısıldardık
      sabah serinliği taşırdı ezgilerimiz
      kan uyku infazlar için kapılar çaldığında
      burçlarımızda kefenleri kana bulayıp
      kollarına sardık rüzgarın
      ölüm çaresiz kalıp çığlıklar attı arkamızdan
      o büyük sevdayı bu kadar umutlu
      bu kadar namuslu taşımak için
      tereddüt etmedik eğilmedik
      kanımızla yazılacaktı umudun şiiri
      adını koymuştuk özgürlüğün
      bir kez çıkmıştı ağzımızdan söz
      ve biz pimi çekilmiş yürekle
      dalmıştık karanlığın ortasına
      dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat
      ve düşerken
      özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda


      TÜRKİYE


      SEVGİ KUŞUN KANADINDA

      Sevgi gözümün kökünde yavrucuğum
      Sevgi ne göğün yüzünde
      Sevgi ne yerin dibinde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda
      Ölüm denizin kıyısında anacığım
      Ölüm göğün yüzünde
      Ölüm yerin dibinde
      Ölüm dişimin kovuğunda
      Ölüm soluk alışımda
      Ölüm başucumda
      Sevgi ırak değil içimizde sevdiceğim
      Sevgi soluk alışımda
      Sevgi ırak değil içimizde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda


      TÜRKİYE


      DAĞLAR ATAMADIM SEVDAMI

      Ne güneş yüzü gördüm
      Ne de gökyüzü gördüm
      Derde düştüm beter oldum heder odum ben
      Laf anlamaz söz dinlemez oldu gönlüm
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar sevdamı söküp söküp atamadım ben
      Güne gün ömre ömür
      Gün gelir gece çürür
      Tomurcuklar ve çiçekler
      Düşer ardına yürür


      TÜRKİYE


      BİLMELİSİN

      Bu yol bizim yolumuzdur
      Gidip geri dönmemek var
      Kalanlarla yola devam
      Umut bizim ışığımız
      Sıra kimde belli olmaz
      Ümit bizim ışığımız
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok
      Sana hoşçakal diyemem
      Ama şimdi gitme vakti
      Yüreğimde çanlar vurur
      Kalbim sökülüyor sanki
      Yüreğinde hasret biter
      Ümitsiz olma yeter
      Gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var
      Bu bir veda şarkısıdır yüzüne el sürmemek var
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik


      TÜRKİYE


      HASRET TÜRKÜSÜ

      Uzundur bu yollar
      Giderim gözüm kara
      Sanmaki dönmem sana
      Beni bekle...
      Seni ben alam..!
      Olaki vurulmuşum
      Senden beterim yalnız...
      Vurulmuşum dağ başında
      Nöbetteyim...
      Sevdalı..!
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim...
      Vurulmuşum besbelli
      Dolanmışım yar beline
      Bir türkü tutturmuşum
      Ağlamaklı hasrete ...
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim..!


      TÜRKİYE


      EYLÜL

      Beni çoktan aştı bu acı
      düştü yüzümden bin kahır
      oturup düşünüyorum
      darbelerin tozunu
      yaşadım diyorum ya ben sana
      birikiyor umutlarım
      kaldı tortuları
      en güzel anıların
      eylül geçmiş kapımızdan
      süpürmüş kalıntılarını ışıkların
      o güneş parlıyor hala
      ay yine bizim


      TÜRKİYE


      ALDI GİTTİ

      Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam
      Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam
      Bir çift turnaya benzerdi gözleri
      Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım
      Aldı gitti neyim var neyim yoksa
      Kalanlarsa yalım yalım yangınsa
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok, hasrete yanacak ömrüm
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok acıyla yanacak gönlüm
      Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda
      Yarla baharımı kışlara gömdüm
      Eğdim dağ basımı onun önünde
      Yetmedi ardından bakar ağlarım


      TÜRKİYE


      ACIYA GÜLMEK

      Öpüyorsam ayrılığı gözünden
      Söküyorsam yüreğimi göğsümden
      Geçiyorsam gözlerinin içinden
      Geçiyorsam bir çiçeğin özünden
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
      Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
      Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
      Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Karşılıksız sevebilmekse sevda
      Gerçek seven küle dönmüş her çağda
      Elim kolum bağlanmışsa kıyında
      Seydunayım gebermişsem kıyında
      Sana olan sevdamdandır bilesin


      TÜRKİYE


      ÖMÜR GÖZ

      Sen gittin ömrüm boşaldı
      ağzımda dilim yandı
      elim dizim kırıldı
      ömür gözlü cerenim
      eylül de bitti gidince
      şiir de itti hüzün de
      içim çürüdü gizlice
      ömür gözlü sevdiğim
      gönlüme saz ol
      dilime söz ol
      ömrüme yaz ol
      ömür göz, cerenim, ömür göz
      bahçeme bağ ol
      sineme tar ol
      gel mene yar ol
      ömür göz, sevdiğim, ömür göz"


      TÜRKİYE


      GÜNÜN İLK IŞIĞI

      Günün ilk ışığı vurunca dağlara
      Soluğun alırım rüzgarlardan
      Açarım kanatlarım buğulu bir mavzerden
      Dolu dizgin gözlerine
      Günün ilk ışığı vurunca tenime
      Sıcağın alırım başaklardan
      Kömürlü ellerim uzanır göçüklerden
      Dolu dizgin özgürlüğe
      Günün ilk ışığı vurur koyaklara
      Haberin alırım yoldaşlardan
      Al bir pınar olmuş gülbahçe bedenin
      Gülümser sevdamıza


      TÜRKİYE