TÜRKİYE GERÇEĞİ | |||||
|
HakkımdaSon Yazılar• TÜRKÇESİZ (RIFAT ILGAZ)• SEN GİDİNCE (RIFAT ILGAZ) • GÜNEŞ • HERŞEY SENDE GİZLİ(CAN YÜCEL) • MAL BEYANIM (CAN YÜCEL) • 6 MAYIS 1972 - 6 MAYIS 2009 ÜÇ CAN • ATATÜRK'ÜN ULAŞMAK İSTEDİĞİ HEDEF İLKELERİ • 1 MAYIS İŞCİ BAYRAMIMIZ • EY SAMİMİ MÜSLÜMAN ( CEM YAĞCIOĞLU) • ADD GENEL MERKEZİ'NİN 23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI AÇIKLAMASI Bağlantılarım• Ana Sayfa• Profilim • Arşiv KategorilerKIZIL KARANFİLLER Yayılıyor dalga dalga Aşarak mapus duvarın Direnişin sesiydi Gök gürlemesiydi Kolkola kenetlenmiş neferi Yürüdüler en ön safta Kucaklayarak ölümü Teslim olmadılar Geri durmadılar kararımız kesindir dedile Kaydı dört yıldız art arda Yararak yoz karanlığı Dimdikti başları Yiğit yoldaşların ÜÇ YİĞİT YÜREK Bizim harmanlarımız masmavi olur Buğdayımız başağımız denizdendir Deli rüzgarlarımız devrimden eser Gece korkar öfkemizdendir Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir Karşı dağlarda hem çok uzak hemde çok sıcak Darağacına inat ayak seslerimiz Ölüm hem tuzak hem alçak Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek Kapkara bir gecede yanar barikatlar Gümbür gümbür çarparken üç yiğit yürek Kavganın rengidir kızıl dere Özgürlüğün günü artık gel Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir Karşı dağlarda hem çok uzak hem de çok sıcak Darağacına inat ayak seslerimiz Ölüm hem tuzak hem alçak Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek ÜLKEM Bir ülkem var düşlerimde gördüğüm ama düşlerde bile hep hüzünlü hep ölümlü türkülerde bir ülkem var düşlerimde gördüğüm adını koyamadığım yaşayamadığım ülkem yıldızlar kadar uzak yine yıldızlar kadar yakın ve ağlamak kadar içimde bir ülkem var düşlerimde gördüğüm senin için dağları yıkacağım koşacağım rüzgarlara inat şafak vakti çıkacağım dağlarına ve uğrunda öleceğim ülkem sana döneceğim ülkem sürgündeki çocukların demircinin çıraklarıyla döneceğim ve adını koyacağım bir ülkem var düşlerimde gördüğüm" EYLEM GÜZELİM Nice Ölümler Yaşadık Gülümseyerek Yürek Direttik Barikatlarda Gözlerini Aradık Sevgilinin Eylem Seslerimiz Yankılandı Dağlarda Sevgilim Eylem Güzelim Benim Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak Hükümlü Sohbetlere Adın Yazılsın Varsın Dağlı Desinler Ardından Yüreğinde Direncinin Baharın Yeşert Yıkılsın İçindeki Yılgınlığın Ateşi Sevgilim Eylem Güzelim Benim Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak İşte Zamanı Geldi Ayrılmaların Susma, Bir Gerilla Gibi Dimdik An Beni Yüreğim Yıldızlaşan Yumruğum Benim Direnç Gülü Oldun Sen Gökyüzünde Sevgilim Eylem Güzelim Benim Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak RÜZGARLA BİR Hangi Günün Gecesidir Yazı Kışta Bulan Bilir Gün İçinden Görünmeden Günü Suya Salan Bilir Dağlar Düze İner Birden Aşkı Sonsuz Kılan Bilir Rüzgarla Bir Olan Bilir Göl Göl Olur Damda Biri Çentik Atar Günlerine Sel Sel Olur Diğerleri Güneş Güler Tenlerine Biri Bine Döner Birden Yolu Yakın Kılan Bilir Rüzgarla Bir Olan Bilir Rüzgar Çocuk Sesleriyle Mavi Bir Düş Kurar Gökte Sözde Türkü Dalda Çiçek Olur Açar Her Yürekte Gözden Perde İner Birden Düşü Gerçek Kılan Bilir Rüzgarla Bir Olan Bilir SENİNLE BİZ Ötekilere bıraktık Güneşi karşılamayı Nasıl, nasıl ama nasıl isterdik İsterdik biz de yaşamayı Erken öleceğiz seninle biz Şafaktan önce öleceğiz Madem ki biz Partizanız Zincirinin halkasıyız Erken ölceğiz seninle biz Şafaktan önce öleceğiz Anımsar mısın seninle Gece nasıl vedalaşmıştık Silah sesleriyle yüklüydü gece Nasıl heyecanlıydık nasıl Kulağımız yüreğimizde DENİZ KOYDUM ADINI Nerde kendini bilmez çocuklar, Bir sabah öylece çekip gittiler, Çınladı alkışlar kör sokaklarda, Yankısı kime kaldı? Deniz koydum adını, Kederi bende kaldı, Uzak köyler kurdum birbirine, Denizine aldandım. Acın surlarında ateşler yaktım, Vuruldu şehirler, soluksuz kaldı, Kendine çekildi bütün zamanlar, Gölgeler orda kaldı. Deniz koydum adını, Kederi bende kaldı, Uzak köyler kurdum birbirine, Denizine aldandım. Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü; ölümün acımasızlığı her zamankinden beter.. Gidenler, gelenler, düşenler.. Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar, Düştuk yola, güzel şeyler bulmak umudu ile, Işıkları ile büyük şehirler yol oldu bize, İz sürdük yalnızlığa.. SEVDA TÜRKÜSÜ Adın deler dağ başında karları kokun aşar dereleri yarları çiçek çiçek kuşatırsın dağları telli duvak dağları mor salkımlı dağları dağları güneş güneş dağları... sevmek demek kavga demek bilirim türkü türkü şiir şiir soylerim senden uzak yaşamayı neyleyim özlem özlem yasak yasak neyleyim yaprak olur savrulursun yellerde destan olur soylenbirsin dillerde damla damla suzulursun gullerde ozlem ozlem gullerde sevda sevda gullerde... BİR GÖRÜŞ KABİNİNDE Ne kadar da ufalmış bedenin gözyaşıma sığdın sen açlık mı yemiş ömrünü yavrum al sütümü iç kızım saçların beyazına mı sakladın alevini yoksa güneş sende mi batıyor batıyor geceleri eriyen bedenimi düşünme göğü giydim üstüme yüzünü asma kederine anam yiğitler bitmez bizde bir ateş olup yaksa da gidişiniz analar biter mi ölüm toplasa da çiçekleri çiçekte tohum biter mi SİZ ÖGRETTİNİZ Yaşamak ne, ölmek ne, Zulme boyun eğmemek ne Eşit özgür bir hayatı Zindanda savunmak ne Siz öğrettiniz... Onur ne, adalet ne Halkını, yurdunu sevmek ne Ölümün koynunda umudu Can vererek büyütmek ne Siz öğrettiniz... İnanmak ne, bağlanmak ne Sosyalizme adanmak ne Gün gelince vatan için Kahramanca dövüşmek ne Siz öğrettiniz... ÖLÜMSÜZ Biz ki en sağır kulaklara sevdalar fısıldardık sabah serinliği taşırdı ezgilerimiz kan uyku infazlar için kapılar çaldığında burçlarımızda kefenleri kana bulayıp kollarına sardık rüzgarın ölüm çaresiz kalıp çığlıklar attı arkamızdan o büyük sevdayı bu kadar umutlu bu kadar namuslu taşımak için tereddüt etmedik eğilmedik kanımızla yazılacaktı umudun şiiri adını koymuştuk özgürlüğün bir kez çıkmıştı ağzımızdan söz ve biz pimi çekilmiş yürekle dalmıştık karanlığın ortasına dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat ve düşerken özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda SEVGİ KUŞUN KANADINDA Sevgi gözümün kökünde yavrucuğum Sevgi ne göğün yüzünde Sevgi ne yerin dibinde Sevgi kuşun kanadında Sevgi başucumda Ölüm denizin kıyısında anacığım Ölüm göğün yüzünde Ölüm yerin dibinde Ölüm dişimin kovuğunda Ölüm soluk alışımda Ölüm başucumda Sevgi ırak değil içimizde sevdiceğim Sevgi soluk alışımda Sevgi ırak değil içimizde Sevgi kuşun kanadında Sevgi başucumda DAĞLAR ATAMADIM SEVDAMI Ne güneş yüzü gördüm Ne de gökyüzü gördüm Derde düştüm beter oldum heder odum ben Laf anlamaz söz dinlemez oldu gönlüm Dağlar atamadım sevdamı Dağlar atamadım sevdamı Dağlar atamadım sevdamı Dağlar sevdamı söküp söküp atamadım ben Güne gün ömre ömür Gün gelir gece çürür Tomurcuklar ve çiçekler Düşer ardına yürür BİLMELİSİN Bu yol bizim yolumuzdur Gidip geri dönmemek var Kalanlarla yola devam Umut bizim ışığımız Sıra kimde belli olmaz Ümit bizim ışığımız Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok Sana hoşçakal diyemem Ama şimdi gitme vakti Yüreğimde çanlar vurur Kalbim sökülüyor sanki Yüreğinde hasret biter Ümitsiz olma yeter Gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var Bu bir veda şarkısıdır yüzüne el sürmemek var Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik HASRET TÜRKÜSÜ Uzundur bu yollar Giderim gözüm kara Sanmaki dönmem sana Beni bekle... Seni ben alam..! Olaki vurulmuşum Senden beterim yalnız... Vurulmuşum dağ başında Nöbetteyim... Sevdalı..! Yaralıdır canı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim... Vurulmuşum besbelli Dolanmışım yar beline Bir türkü tutturmuşum Ağlamaklı hasrete ... Yaralıdır canı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim..! EYLÜL Beni çoktan aştı bu acı düştü yüzümden bin kahır oturup düşünüyorum darbelerin tozunu yaşadım diyorum ya ben sana birikiyor umutlarım kaldı tortuları en güzel anıların eylül geçmiş kapımızdan süpürmüş kalıntılarını ışıkların o güneş parlıyor hala ay yine bizim ALDI GİTTİ Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam Bir çift turnaya benzerdi gözleri Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım Aldı gitti neyim var neyim yoksa Kalanlarsa yalım yalım yangınsa Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa Daha çok, hasrete yanacak ömrüm Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa Daha çok acıyla yanacak gönlüm Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda Yarla baharımı kışlara gömdüm Eğdim dağ basımı onun önünde Yetmedi ardından bakar ağlarım ACIYA GÜLMEK Öpüyorsam ayrılığı gözünden Söküyorsam yüreğimi göğsümden Geçiyorsam gözlerinin içinden Geçiyorsam bir çiçeğin özünden Sana olan sevdamdandır bilesin Meğer ne yalnızız insan olmuşsak Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek Sana olan sevdamdandır bilesin Karşılıksız sevebilmekse sevda Gerçek seven küle dönmüş her çağda Elim kolum bağlanmışsa kıyında Seydunayım gebermişsem kıyında Sana olan sevdamdandır bilesin ÖMÜR GÖZ Sen gittin ömrüm boşaldı ağzımda dilim yandı elim dizim kırıldı ömür gözlü cerenim eylül de bitti gidince şiir de itti hüzün de içim çürüdü gizlice ömür gözlü sevdiğim gönlüme saz ol dilime söz ol ömrüme yaz ol ömür göz, cerenim, ömür göz bahçeme bağ ol sineme tar ol gel mene yar ol ömür göz, sevdiğim, ömür göz" GÜNÜN İLK IŞIĞI Günün ilk ışığı vurunca dağlara Soluğun alırım rüzgarlardan Açarım kanatlarım buğulu bir mavzerden Dolu dizgin gözlerine Günün ilk ışığı vurunca tenime Sıcağın alırım başaklardan Kömürlü ellerim uzanır göçüklerden Dolu dizgin özgürlüğe Günün ilk ışığı vurur koyaklara Haberin alırım yoldaşlardan Al bir pınar olmuş gülbahçe bedenin Gülümser sevdamıza |
||||