NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK



      TÜRKİYE GERÇEĞİ



      KORKUNUN ÇIKARCILIĞIN KURNAZLIĞIN EGEMEN OLDUĞU TOPLUMLARDA ONUR ÇİÇEKLERİ DE SOLAR



      TÜRKİYE GERÇEĞİ

      7/7/2009 - TÜRKÇESİZ (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      TÜRKÇESİZ

      Annenden öğrendiğinle yetinme
      Çocuğum,Türkçe’ni geliştir.
      Dilimiz öylesine güzel ki
      Durgun göllerimizce duru,
      Akar sularımızca coşkulu...
      Ne var ki çocuğum,
      Güzellik de bakım ister.

      Önce türkülerimizi öğren,
      Seni büyüten ninnilerimizi belle,
      Gidenlere yakılan ağıtları...
      Her sözün en güzeli Türkçe’mizde,
      Diline takılanları ayıkla,
      Yabancı sözcükleri at.

      Bak, devrim,ne güzel,
      Barış,ne güzel,
      Dayanışma, özgürlük...
      Hele bağımsızlık,
      En güzeli,sevgi,
      Sev Türkçe’ni, çocuğum,
      Dilini sevenleri sev,


      RIFAT ILGAZ


      Büyük üstadı rahmetle anıyoruz
      SAYGILAR RIFAT ILGAZ


      Rastlantının en güzeliydi
      Islak kaldırımlarda
      Faytonlu caddelerde
      Anlamaktı seni
      Tadına varmaktı kaybetmeden

      Islanmaktı yagan yağmurda
      Lal olan dilimizi çözmekti
      Gayret etmekti
      Anamız gibi babamız gibi
      Zahmet göstermeliydik seni tanımaya seni yaşatmaya

      EAF
      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      5/7/2009 - SEN GİDİNCE (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      SEN GİDİNCE

      Sen gidiyorsun ya işine yetişmek için
      Saçlarını, gözlerini, ellerini
      Neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya
      Her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak
      Termometrede yükselen çizgi
      Kimbilir nerelerde soğuyorsun
      Senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen
      İnsan insan bakan gözbebeklerin
      Beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta
      Beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder
      Ne gelirse onlardan gelir bana
      Çalışma gücü yaşama direnci
      Mutluluk gibi kazanılması zor
      Mutluluk gibi yitirilmesi kolay
      Bir açarsın ki mutluyum
      Bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş

      RIFAT ILGAZ

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      7/1/2009 - BİR SINAVSA EĞER ( RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      BİR SINAVSA EĞER


      Girdiğim çıktığım yerler tanığımdır
      Kapımı çalanlar gece yarılarında
      Okunan kararlar yüzüme karşı
      Korkmuyorum duygusal bitişlerden
      Tükenen kurşun kalemler tanığımdır

      Ölümle burun buruna bir gençlik boyu
      Sıtmasında vereminde Anadolu'nun
      Dönülmez bekleme kamplarında
      Suçsa suç, sorguysa sorgu, hapisse hapis
      Yaşamak gezin gözün arpacığın ucunda
      Elimde hep böyle tükenen bardak

      Yaşamak bir yürek işçiliği günümüzde
      Ölümün anlamı değişti birden
      Eskiden yataklarda beklerdik
      Ders mi sınav mı görev mi belli değil
      Gelecekse ayakta bulsun dimdik
      Açılan bir sorumsuz yaylım ateş
      Bir top karanfildir göğsümüzde



      RIFAT ILGAZ

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      19/9/2008 - ŞİİRDE (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      ŞİİRDE

      Önce şiirde sevdim kavgayı
      Özgürlüğü kelime kelime şiirde
      Mısra mısra sevdim yaşamayı
      Öfkeyi de sevinci de
      Senin ışıklı günlerin
      Benim iyimser dostlarım
      Hepsi hepsi şiirde
      Ne varsa yitirdiğim
      Bütün bulduklarım şiirde
      Kafiyeden önce gelen
      Sevgilerimiz mi sade
      Sürgün de var
      Hapis de

      RIFAT ILGAZ

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      15/9/2008 - ÇOCUKLARIM (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      ÇOCUKLARIM

      Sizi yoklama defterinden öğrenmedim
      Haylaz çocuklarım
      Sınıfın en devamsızını
      Bir sinema dönüşü tanıdım
      Koltuğunda satılmamış gazeteler
      Dumanlı bir salonda
      Kendime göre karşılarken akşamı
      Nane şekeri uzattı en tembeliniz
      Götürmek istedi küfesinde
      Elimdeki ıspanak demetini
      En dalgını sınıfın
      Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
      Palto ayakkabı yüzünden
      Kiminiz limon satar Balıkpazarı´nda
      Kiminiz Tahtakale´de çaycılık eder
      Biz inceleyeduralım aç tavuk hesabı
      Tereyağındaki vitamini
      Kalorisini taze yumurtanın
      Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
      Çevresini ölçtük dünyanın
      Hesapladık yıldızların uzaklığını
      Orta Asya´dan konuştuk
      Laf kıtlığında
      Birlikte neler düşünmedik
      Burnumuzun dibindekini görmeden
      Bulutlara mı karışmadık
      Güz rüzgarlarında dokulmuş
      Hasta yapraklara mı üzülmedik
      Serçelere mi acımadık kış günlerinde
      Kendimizi unutarak

      Rıfat Ilgaz

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      15/9/2008 - BİZ TAŞRA MEMURLARI (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      BİZ TAŞRA MEMURLARI

      Kamyondan indiğim gün,
      Tanıttılar kahve arkadaşlarımı,
      İlk çayı kaymakamdan içtim
      İlk sigarayı tapucudan
      Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın diye,
      O akşam oynadık ilk prafayı,
      Kapıgı beş kuruştan
      Yemekten sonra çalındı
      En güzel plak şerefime!
      Dert yanarken gazetelerden
      Dört günlük diye en yenisi,
      Almaz oluverdik elimize.
      Bir kasabanın da bulunur kendine göre
      Taze havadisi;
      Akşama doğru,
      Selami Efendiyi dinle yetişir!
      Çok geçmeden bizim de karıştı
      Dedikoduya adımız
      Benim de merhabasını kolladıklarım oluyor
      Yer gösterip kahve ısmarladıklarım.
      Bile bile yenildiğim de oluyor
      Bizim muhasebeciye;
      Maaşımız vilayet bütçesinden,
      Pamuk ipliğine bağlı mesken bedelimiz
      Geçinmeye geldik !
      Girince İhsan Efendi,
      Şöyle bir doğrulacaksın ister istemez
      Biz seçmezsek de mutemedizdir.
      Defter açmışız dükkânında
      O bilir tutarını maaşımızın,
      Başkandır yüzde yüz bu seçimde
      Arkası dağ gibi kaymakama dayalı.
      Kapı bir komşumuzdur,
      Kurtarır bizim sokağı çamurdan
      Hiç olmazsa köşe başına
      İki fener olsun astırır
      Kaymakam hoş sohbet adam
      İyi bektaşi fıkraları bilir.
      Hoşlanmasak da güldürür bizi,
      Karışmaz girdisine çıktısına kimsenin,
      Bayılır horoz dövüşüne
      Cami avlusunda kazanılmış
      Ne ünlü dövüşler biliriz!
      Kendi havasında Burhan Bey
      Dayanamaz peynirli pideye;
      Kimin yoğurdu kaymaklı
      Kimin yağı kekik kokar,
      Ona sor!
      İşinin ehli adamdır severiz
      Esnafa yıkım olmadan,
      Ayırır akla karayı...
      Şunun şurasında kaç kişiyiz ki,
      İste geldik gidiyoruz,
      Ne çıkar kötülükten!
      Gördün mü sorgu hakimini,
      Dünya umurunda değil,
      Nesine gerek elin beş keçisi.
      Piket tam meslek oyunu
      Kim demiş dut yemiş bülbül diye
      İste çözüldü dilinin bağı,
      Yüzlük kağıt var elinde...
      Bu kahvede geldi Bekir Efendi'nin
      Emeklilik emri...
      Çok iş var daha onda.
      Kim ne derse desin, aznifte yok üstüne
      Bayılır dört koluna bu oyunun.
      Nargilenin marpuçu bir elinde,
      İşte öbüründe domino taşları
      Sor, eliyle koymuş gibi bilir,
      Düşeş kimdedir...
      Hele bak, bir domuzluğu var,
      Hem dübeşe yirmi beş yazdıracak.
      Hem bağlayacak dört başı
      Kolayına mı usta oldu
      Tavlada ormancımız;
      Altınla ödedi her pulunu teker teker,
      Kendi kapısından iyi bilir, Se-yek kapısını
      Plaka tutmasına
      Hesab-ı cariden fazla yatar aklı
      Banka müdürü'nün.
      Hani Veznedar da yabana atılmaz
      Bakma para sayarken
      İki de bir süngere yapıştığına,
      Sen hüneri kağıt düzerken gör!..
      Kahveden yönetir nüfusçu'muz
      Doğumla ölümü.
      Can ciğerdir Doktor'la;
      Şüphelidir yediklerinin ayrı gittiği.
      Başkâtibin çayı kıtlamadır,
      Kaymakam'ın gözünün önünde,
      Çay bardağında çeker konyağı,
      Yudum yudum çaktırmadan;
      Küçük yer söz olur!
      Hacizde olsa gerek icracı,
      Bugünde bulunmadı yoklamada,
      Hesabına çek iki çizgi daha,
      Kaldırır
      Köylere çıkmış olacak,
      Havalar da soğudu
      Hayvanı çift heybelidir,
      Benzinsiz çıkılmaz yola.
      Hele dönsün, bir âlem yaparız
      Komutan'ın evinde;
      Yeni plaklarımız da var.
      Heybeler boş dönecek değil ya,
      Kızarmış iki tavuk olsun bulunur,
      Arpalıktan dönüyor!




      Rıfat ILGAZ

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      15/9/2008 - SULARDA GÜNEŞ OLMAK (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      SULARDA GÜNEŞ OLMAK

      I
      Kıyıda kum çakıl yosun. Gidenlerden
      Boşuna değil martıların hırçınlığı
      Köprülerin altından geçen sular var ya
      Kürsülerde lafını ettiğimiz
      Biraz da köprülerin üstünden akmalı

      II

      Yeşilin sarıya dönüşü korkutmasın seni
      Morarıp silinmesin maviliklerin
      Kırmızının akıp gitmesi damarlarından
      İşimiz kolay değil o denli
      Kargaların içgdüsel ölmezliğine inat
      İnsanca ölebilmeli

      III

      Ne ilkyaz bulutlarında yıkanan
      Bir mezar taşının uzun ömürlü
      Ne kış güneşinde silkinen selvisin
      Bir mezarlık değilsin anıların gömüldüğü
      Yeşilin bitkiselliğini sürdürmeye gelmedin

      IV

      En güzel sarılara düşsel
      Bir ayçiçeği güneşte tek başına
      Bir de karanlık
      sularda güneş olmak
      Bu daha güzel


      RIFAT ILGAZ

      2 YorumYorum yaz!Bağlantı

      14/9/2008 - BUNCA YÜZYILDIR(RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      BUNCA YÜZYILDIR

      Biz uygarız haaa!..
      Biz, diyorsam… Yanlış anlaşılmasın,
      Bir Türk olarak söylemiyorum
      Türklük adına değil, konuşmam…
      Hem ne haddime,
      Bu işin tapusunu taşıyanlar var cebinde.
      Aman yanlış anlaşılmasın,
      Biz, diyorsam…
      Dünyalılar adına konuşuyorum,
      Biraz da insan olaraktan,
      Biz diyorum, biz uygarız haaa!..

      Kuşkuluyum durumumuzdan doğrusu,
      Uygarlıkta nerelerdeyiz,
      Kaç karış ilerde?
      Öyle ya bunca çaba
      Bir düzey tutturabilmek içindir,
      Bir amaca ulaşmak için olsa olsa.
      Soruyorum, nereye vardık,
      Arpa boyu yol alabildik mi?
      Hangi düzeydeyiz uygarlıkta?
      Hele bir göz atalım özgeçmişimize
      Neler yapmışız bu uğurda,
      Neler başarmışız insan olarak?

      Taş dönemi, kazma, balta
      Tunç dönemi, demir dönemi,
      Kılınç kalkan, top tüfek…
      Daha da önemlisi
      Uzayda perendeler ata  ata
      Füzeler çağına girmek…
      Bütün bunlara izninizle
      Vurduk mu yaldızını sanatın,
      Uygarlığın görevi tamam!
      Tüm bu çabalar, sözümona,
      İnsan olmamız içindir,
      Uygarlık bi yana!..

      Ne denli kalın kafalı,
      Ne denli dar görüşlüymüşüz ki
      Öğrenelim diye insanı iyice
      Kıymışız binlercesine acımadan.

      Yetmiyormuş gibi,
      Tüm ezilmişlere yıkmışız
      Bu kırımların suçunu bir de…
      Ne insanmışız, değil mi?
      Tüh be!


      Kulağımız Kirişte  adlı şiir kitabından 1983
      Bütün Şiirleri 1927-1991(Çınar Yayınları)



      Rıfat ILGAZ

      yok YorumYorum yaz!Bağlantı

      4/9/2008 - AYDIN MISIN ? (RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      AYDIN MISIN?

      Kilim gibi dokumada mutsuzluğu
      Gidip gelen kara kuşlar havada
      Saflar tutulmuş top sesleri gerilerden
      Tabanında depremi kara güllelerin
      Duymuyor musun

      Kaldır başını kan uykulardan
      Böyle yürek böyle atardamar
      Atmaz olsun
      Ses ol ışık ol yumruk ol
      Karayeller başına indirmeden çatını
      Sel suları bastığın toprağı dönüm dönüm
      Alıp götürmeden büyük denizlere
      Çabuk ol

      Tam çağı ise başlamanın doğan günle
      Bul içine tükürdüğün kitapları yeniden
      Her satırında buram buram alın teri
      Her sayfası günlük güneşlik
      Utanma suçun tümü senin değil
      Yırt otuzunda aldığın diplomayı
      Alfabelik çocuk ol
      Yollar kesilmiş alanlar sarılmış
      Tel örgüler çevirmiş yöreni
      Fırıl fırıl alıcı kuşlar tepende
      Benden geçti mi demek istiyorsun
      Aç iki kolunu iki yanına
      Korkuluk ol

      RIFAT ILGAZ

      1 YorumYorum yaz!Bağlantı

      8/8/2008 - BİZİM KASABAMIZ(RIFAT ILGAZ)

      Kategori: Rifat Ilgaz

      BİZİM KASABAMIZ

      Ortasındayız memleketin,
      Uzak değiliz Ankara'dan
      Yakınız yakın olmasına;
      Gelen olmaz,
      Halimizi gören olmaz.
      Asfaltmış yolları boydan boya,
      Lambalar yanarmış dizi dizi.
      Büyük laflar eden
      Büyük adamları varmış.
      Dayalı döşeli apartmanlarında
      Seçme insanlar yaşarmış,
      Yaşarmış yaşamasına.
      Ama sokaklarında bizim kasabanın
      İdare lambası yanmaz,
      Göz gözü görmez, tozdan dumandan
      Oysa ki belediyemiz vardır
      Kavga dövüş seçtiğimiz
      Belediyesinde meclisimiz vardır,
      Vardır var olmasına.
      Kerpiçtir evlerimiz,
      Yatarız ahır sekisinde
      Bir yanımızda karımız, çocuğumuz
      Bir yanımızda çiftimiz, çubuğumuz
      Tezek yakarız odun yerine;
      Saç üstüne saman yakarız,
      Gaz yerine.
      Düğün olur, dernek olur,
      Kazım'ın gırnatasında aynı hava:
      "Ankara'nın taşına bak" ...
      Bir toprağımız vardır bize dost
      İki ağız buğday verir,
      Ama ne buğday
      Ambarlar almaz, gömeriz.
      Yıl olur tohumluk kalmaz elimizde,
      Tarla gider tapu gider.
      Ugraş didin altımızda hasır yok,
      Sen gelde işin çık içinden:
      "Tarla mı kesekli, biz mi kaçamıyok?"
      Fakılı'ya tren gelir Kayseri'den,
      Biner gider işsiz kalan köylümüz.
      Bulgur gider, pekmez gider elimizden,
      Ankara'dan emir gelir,
      Nutuk gelir.
      "Nevürek, hemşerim, nevürek.
      Ağlayak da gözden mi olak,
      Dövünek de dizden mi olak."

      RIFAT ILGAZ

      1 YorumYorum yaz!Bağlantı

      <- Sonraki Sayfa ->

      Hakkımda

      TÜRKİYE GERÇEKLERİ TÜRKİYEDE YAŞAMAK TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE

      Bağlantılarım

      Ana Sayfa
      Profilim
      Arşiv

      Kategoriler







      KIZIL KARANFİLLER

      Yayılıyor dalga dalga
      Aşarak mapus duvarın
      Direnişin sesiydi
      Gök gürlemesiydi
      Kolkola kenetlenmiş neferi
      Yürüdüler en ön safta
      Kucaklayarak ölümü
      Teslim olmadılar
      Geri durmadılar
      kararımız kesindir dedile
      Kaydı dört yıldız art arda
      Yararak yoz karanlığı
      Dimdikti başları
      Yiğit yoldaşların


      TÜRKİYE


      ÜÇ YİĞİT YÜREK

      Bizim harmanlarımız masmavi olur
      Buğdayımız başağımız denizdendir
      Deli rüzgarlarımız devrimden eser
      Gece korkar öfkemizdendir
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hemde çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek
      Kapkara bir gecede yanar barikatlar
      Gümbür gümbür çarparken üç yiğit yürek
      Kavganın rengidir kızıl dere
      Özgürlüğün günü artık gel
      Şimdi gözlerimiz çoban ateşidir
      Karşı dağlarda hem çok uzak hem de çok sıcak
      Darağacına inat ayak seslerimiz
      Ölüm hem tuzak hem alçak
      Ayaktadır dağlar taşlar ilkbahar
      Ayaktadır tüm sokaklar meydanlar
      Bindağda milyon defa yeşeriyor üç çiçek
      Sevdalı delikanlı yeşeriyor yeşerecek üç çiçek


      TÜRKİYE


      ÜLKEM

      Bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      ama düşlerde bile
      hep hüzünlü hep ölümlü türkülerde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      adını koyamadığım
      yaşayamadığım ülkem
      yıldızlar kadar uzak
      yine yıldızlar kadar yakın
      ve ağlamak kadar içimde
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm
      senin için dağları yıkacağım
      koşacağım rüzgarlara inat
      şafak vakti çıkacağım dağlarına
      ve uğrunda öleceğim ülkem
      sana döneceğim ülkem
      sürgündeki çocukların
      demircinin çıraklarıyla döneceğim
      ve adını koyacağım
      bir ülkem var düşlerimde gördüğüm"


      TÜRKİYE


      EYLEM GÜZELİM

      Nice Ölümler Yaşadık Gülümseyerek
      Yürek Direttik Barikatlarda
      Gözlerini Aradık Sevgilinin
      Eylem Seslerimiz Yankılandı Dağlarda
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      Hükümlü Sohbetlere Adın Yazılsın
      Varsın Dağlı Desinler Ardından
      Yüreğinde Direncinin Baharın Yeşert
      Yıkılsın İçindeki Yılgınlığın Ateşi
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak
      İşte Zamanı Geldi Ayrılmaların
      Susma, Bir Gerilla Gibi Dimdik An Beni
      Yüreğim Yıldızlaşan Yumruğum Benim
      Direnç Gülü Oldun Sen Gökyüzünde
      Sevgilim Eylem Güzelim Benim
      Yitik Bir Ülkeyi Korumaya Değil
      Yeniden Kurulacak Bir Ülkeyi
      Aşkla Örmeye Benzer Devrimci Olmak


      TÜRKİYE


      RÜZGARLA BİR

      Hangi Günün Gecesidir
      Yazı Kışta Bulan Bilir
      Gün İçinden Görünmeden
      Günü Suya Salan Bilir
      Dağlar Düze İner Birden
      Aşkı Sonsuz Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Göl Göl Olur Damda Biri
      Çentik Atar Günlerine
      Sel Sel Olur Diğerleri
      Güneş Güler Tenlerine
      Biri Bine Döner Birden
      Yolu Yakın Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir
      Rüzgar Çocuk Sesleriyle
      Mavi Bir Düş Kurar Gökte
      Sözde Türkü Dalda Çiçek
      Olur Açar Her Yürekte
      Gözden Perde İner Birden
      Düşü Gerçek Kılan Bilir
      Rüzgarla Bir Olan Bilir


      TÜRKİYE


      SENİNLE BİZ

      Ötekilere bıraktık
      Güneşi karşılamayı
      Nasıl, nasıl ama nasıl isterdik
      İsterdik biz de yaşamayı
      Erken öleceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Madem ki biz Partizanız
      Zincirinin halkasıyız
      Erken ölceğiz seninle biz
      Şafaktan önce öleceğiz
      Anımsar mısın seninle
      Gece nasıl vedalaşmıştık
      Silah sesleriyle yüklüydü gece
      Nasıl heyecanlıydık nasıl
      Kulağımız yüreğimizde


      TÜRKİYE


      DENİZ KOYDUM ADINI

      Nerde kendini bilmez çocuklar,
      Bir sabah öylece çekip gittiler,
      Çınladı alkışlar kör sokaklarda,
      Yankısı kime kaldı?
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Acın surlarında ateşler yaktım,
      Vuruldu şehirler, soluksuz kaldı,
      Kendine çekildi bütün zamanlar,
      Gölgeler orda kaldı.
      Deniz koydum adını,
      Kederi bende kaldı,
      Uzak köyler kurdum birbirine,
      Denizine aldandım.
      Çılgın zamanlarda yaşamak bize düştü;
      ölümün acımasızlığı her zamankinden beter..
      Gidenler, gelenler, düşenler..
      Ah zamanın sonsuzluğunu anlamayanlar,
      Düştuk yola, güzel şeyler bulmak umudu ile,
      Işıkları ile büyük şehirler yol oldu bize,
      İz sürdük yalnızlığa..


      TÜRKİYE


      SEVDA TÜRKÜSÜ

      Adın deler dağ başında karları
      kokun aşar dereleri yarları
      çiçek çiçek kuşatırsın
      dağları telli duvak
      dağları mor salkımlı dağları
      dağları güneş güneş
      dağları...
      sevmek demek kavga demek bilirim
      türkü türkü şiir şiir soylerim
      senden uzak yaşamayı neyleyim
      özlem özlem
      yasak yasak
      neyleyim
      yaprak olur savrulursun yellerde
      destan olur soylenbirsin dillerde
      damla damla suzulursun gullerde
      ozlem ozlem
      gullerde
      sevda sevda
      gullerde...


      TÜRKİYE


      BİR GÖRÜŞ KABİNİNDE

      Ne kadar da ufalmış bedenin
      gözyaşıma sığdın sen
      açlık mı yemiş ömrünü yavrum
      al sütümü iç kızım
      saçların beyazına mı
      sakladın alevini
      yoksa güneş sende mi batıyor
      batıyor geceleri
      eriyen bedenimi düşünme
      göğü giydim üstüme
      yüzünü asma kederine anam
      yiğitler bitmez bizde
      bir ateş olup yaksa da gidişiniz
      analar biter mi
      ölüm toplasa da çiçekleri
      çiçekte tohum biter mi


      TÜRKİYE


      SİZ ÖGRETTİNİZ

      Yaşamak ne, ölmek ne,
      Zulme boyun eğmemek ne
      Eşit özgür bir hayatı
      Zindanda savunmak ne
      Siz öğrettiniz...
      Onur ne, adalet ne
      Halkını, yurdunu sevmek ne
      Ölümün koynunda umudu
      Can vererek büyütmek ne
      Siz öğrettiniz...
      İnanmak ne, bağlanmak ne
      Sosyalizme adanmak ne
      Gün gelince vatan için
      Kahramanca dövüşmek ne
      Siz öğrettiniz...


      TÜRKİYE


      ÖLÜMSÜZ

      Biz ki en sağır kulaklara sevdalar fısıldardık
      sabah serinliği taşırdı ezgilerimiz
      kan uyku infazlar için kapılar çaldığında
      burçlarımızda kefenleri kana bulayıp
      kollarına sardık rüzgarın
      ölüm çaresiz kalıp çığlıklar attı arkamızdan
      o büyük sevdayı bu kadar umutlu
      bu kadar namuslu taşımak için
      tereddüt etmedik eğilmedik
      kanımızla yazılacaktı umudun şiiri
      adını koymuştuk özgürlüğün
      bir kez çıkmıştı ağzımızdan söz
      ve biz pimi çekilmiş yürekle
      dalmıştık karanlığın ortasına
      dilimizde kurtuluş türküleri mataramızda ab-ı hayat
      ve düşerken
      özgürlük renginde bir gülüş vardı yanağımızda


      TÜRKİYE


      SEVGİ KUŞUN KANADINDA

      Sevgi gözümün kökünde yavrucuğum
      Sevgi ne göğün yüzünde
      Sevgi ne yerin dibinde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda
      Ölüm denizin kıyısında anacığım
      Ölüm göğün yüzünde
      Ölüm yerin dibinde
      Ölüm dişimin kovuğunda
      Ölüm soluk alışımda
      Ölüm başucumda
      Sevgi ırak değil içimizde sevdiceğim
      Sevgi soluk alışımda
      Sevgi ırak değil içimizde
      Sevgi kuşun kanadında
      Sevgi başucumda


      TÜRKİYE


      DAĞLAR ATAMADIM SEVDAMI

      Ne güneş yüzü gördüm
      Ne de gökyüzü gördüm
      Derde düştüm beter oldum heder odum ben
      Laf anlamaz söz dinlemez oldu gönlüm
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar atamadım sevdamı
      Dağlar sevdamı söküp söküp atamadım ben
      Güne gün ömre ömür
      Gün gelir gece çürür
      Tomurcuklar ve çiçekler
      Düşer ardına yürür


      TÜRKİYE


      BİLMELİSİN

      Bu yol bizim yolumuzdur
      Gidip geri dönmemek var
      Kalanlarla yola devam
      Umut bizim ışığımız
      Sıra kimde belli olmaz
      Ümit bizim ışığımız
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik yok
      Sana hoşçakal diyemem
      Ama şimdi gitme vakti
      Yüreğimde çanlar vurur
      Kalbim sökülüyor sanki
      Yüreğinde hasret biter
      Ümitsiz olma yeter
      Gidip de dönmemek var dönüpte görmemek var
      Bu bir veda şarkısıdır yüzüne el sürmemek var
      Bilmelisin bilmelisin ümitsizlik


      TÜRKİYE


      HASRET TÜRKÜSÜ

      Uzundur bu yollar
      Giderim gözüm kara
      Sanmaki dönmem sana
      Beni bekle...
      Seni ben alam..!
      Olaki vurulmuşum
      Senden beterim yalnız...
      Vurulmuşum dağ başında
      Nöbetteyim...
      Sevdalı..!
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim...
      Vurulmuşum besbelli
      Dolanmışım yar beline
      Bir türkü tutturmuşum
      Ağlamaklı hasrete ...
      Yaralıdır canı yüreğim...
      Hasretinle erir giderim...
      Seni nasıl unutsun bedenim..?
      Gözüm dalar gariplenirim..!


      TÜRKİYE


      EYLÜL

      Beni çoktan aştı bu acı
      düştü yüzümden bin kahır
      oturup düşünüyorum
      darbelerin tozunu
      yaşadım diyorum ya ben sana
      birikiyor umutlarım
      kaldı tortuları
      en güzel anıların
      eylül geçmiş kapımızdan
      süpürmüş kalıntılarını ışıkların
      o güneş parlıyor hala
      ay yine bizim


      TÜRKİYE


      ALDI GİTTİ

      Baskın yemiş bir evsem dağılmışsam
      Tutuklanmış kitapsam yakılmışsam
      Bir çift turnaya benzerdi gözleri
      Göğüm öksüz kaldı bakar ağlarım
      Aldı gitti neyim var neyim yoksa
      Kalanlarsa yalım yalım yangınsa
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok, hasrete yanacak ömrüm
      Bu can bu bedenden ayrılmıyorsa
      Daha çok acıyla yanacak gönlüm
      Yaktım koca ömrü zaaflı bir anda
      Yarla baharımı kışlara gömdüm
      Eğdim dağ basımı onun önünde
      Yetmedi ardından bakar ağlarım


      TÜRKİYE


      ACIYA GÜLMEK

      Öpüyorsam ayrılığı gözünden
      Söküyorsam yüreğimi göğsümden
      Geçiyorsam gözlerinin içinden
      Geçiyorsam bir çiçeğin özünden
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Meğer ne yalnızız insan olmuşsak
      Yaprak gibi dalda sessiz solmuşsak
      Yeri gelmiş acıya da gülmüşsek
      Yeri gelmiş ayrılığa gülmüşsek
      Sana olan sevdamdandır bilesin
      Karşılıksız sevebilmekse sevda
      Gerçek seven küle dönmüş her çağda
      Elim kolum bağlanmışsa kıyında
      Seydunayım gebermişsem kıyında
      Sana olan sevdamdandır bilesin


      TÜRKİYE


      ÖMÜR GÖZ

      Sen gittin ömrüm boşaldı
      ağzımda dilim yandı
      elim dizim kırıldı
      ömür gözlü cerenim
      eylül de bitti gidince
      şiir de itti hüzün de
      içim çürüdü gizlice
      ömür gözlü sevdiğim
      gönlüme saz ol
      dilime söz ol
      ömrüme yaz ol
      ömür göz, cerenim, ömür göz
      bahçeme bağ ol
      sineme tar ol
      gel mene yar ol
      ömür göz, sevdiğim, ömür göz"


      TÜRKİYE


      GÜNÜN İLK IŞIĞI

      Günün ilk ışığı vurunca dağlara
      Soluğun alırım rüzgarlardan
      Açarım kanatlarım buğulu bir mavzerden
      Dolu dizgin gözlerine
      Günün ilk ışığı vurunca tenime
      Sıcağın alırım başaklardan
      Kömürlü ellerim uzanır göçüklerden
      Dolu dizgin özgürlüğe
      Günün ilk ışığı vurur koyaklara
      Haberin alırım yoldaşlardan
      Al bir pınar olmuş gülbahçe bedenin
      Gülümser sevdamıza


      TÜRKİYE